Şampiyonlar Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şampiyonlar Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Aralık 11, 2008

Ömer Üründül ve Modern Futbol

Sabah televizyonda gazete okuyan amcalardan birini dinlerken bir anda Ömer Üründül dendiğini duydum. Hemen ardından gelen “Modern Futbol’da artık…” diye başlayan bir ümle kurmuş, ondan sonrasını dinlemedim ama eminim çok farklı bir şey söylememiştir. Gerçekten artık Ömer Üründül’ün “modern futbol”, “bloklararası bağlantı”, vb. kalıplarını bırakması lazım. Birazcık geliştir kendini ne olursun.

Dün gece maçın hemen ertesi, zaten maç boyunca sinirlerimiz bozulmuş Ali Bilgin’i, Maldonado’yu, İlhan’ı tamam bunlar girdi kesin kazanırız artık. Guiza ileride yalnız kalıyordu zaten, İlhan girdi artık yalnız kalmaz, falan diyecek kıvama gelmiştik ki maç bitti. Sonra Rıdvan’ı dinlemeye başladık, adam hayatımın anlamını değiştiren benzetmesini yaptı.

“Fenerli futbolcular o kadar rahat ki, tesislerde yangın çıksa 8 futbolcu ölür.”

Rıdvan resmen ekol. Onun da klişeleri var, ama Ömer gibi sadece klişelerden oluşmu yor olması 50 sene önüne götürüyor Ömer’in. Ha şimdi neden Ömer’le Rıdvan’ı kıyasladım onu bilmiyorum. Bu aralar TOEFL’a çalışıyorum da, sanırım yazıdaki her paragrafın sonunda bağlanması gerektiği gibi bir sanıya kapıldım.

Kasım 25, 2008

Sert Girdik, Hızlı Çıktık

Blog uzun zamandır boşlukta, sert bir döneme girmiştik. Haftada 7 gün, günde 14 saate yakın bir ortalamayla çalıştık. Tabi kafa kaldırmadan değil, hell march eşliğinde çalıştık uzun zaman –RA2 oynadık bolca:D-. Ama onun haricinde;

-paramı ver

-paran bende yok, kime verdiysen ondan iste

-bana ne ben paramı senden istiyorum, mal verdin bozuk çıktı

-ben sana vermedim ki malı, yürü git malı kimden aldıysan ondan iste paranı

tartışmalarıyla geçti geçen hafta. Öyle bir noktaya geldik ki, ben vericektim elemanın parasını “ya bi kalk git allaasen” diyerekten. Meblağ yüklü olunca olmadı tabi (380,000$). Kısmet bi dahakine işalla diyip mevzuyu kapattık.

Bu sürecin sonunda dünü ve bugünü kendime tatil ilan etmiştim ki çalışma kararı aldım az evvel. İşleyen demir ışıldar. Onun haricinde Cmts. Troilos’la izledik maçı, ha biz mi maçı izledik, maç mı bizi izledi bilemedik. Savunma anlayışı oldukça sağlam bir takım olduk ama ofansif manada sıkıntı yaşıyoruz. Sezon başında araya atılan her topun gol olması neticesinde artık defans, takım atak yaparken Volkan’la muhabbete bağlıyor. 65938Hal böyle olunca Güiza da defans topu sektirir diye sürekli defansın arkasına koşuyor, defans sektirmeyince de etrafına Emrah bakışı atıyor. “Vay anam bu toplar da hiç sekmiyor”. Sormak lazım, yavrum sanki sekse atacak mısın diye, ama o ifadeye soru da sorulmuyor ki. Dokunsan ağlayacak çocuk.

Bu akşam da Fenerbahçe, Porto ile oynayacak, beklenen kadromuz şu şekilde olacak;

Volkan

Gökhan – Edu – Önder – R.Carlos

Josico – Emre

Deivid – Alex – Uğur

Guiza

Böyle bir 11’de bir de Lugano olsaydı bence gayet başarılı olabilirdi. Önder de pekala o işi yapabilir. Önder’in en büyük problemi, konsantrasyon problemidir bence. Ama bu maçta benzer bir sıkıntı yaşamaz diye düşünüyorum (ya da umuyorum en azından). Emre geçtiğimiz maçta sol açıkta tüketti kendisini. Gidemiyor çok net bir şekilde kanattan. Böyle olunca da Deivid içeri giriyor, Emre içeri giriyor, Selçuk’un işlemcisi ağır, Alex geriye geliyor –zaten hep içeride- oyun ortaalandan açılamıyordu. Bu akşam Uğur’un gelmesi, Emre’nin biraz daha geriden oyun kurabilecek durumda olması dolayısıyla daha iyi olacağımızı düşünüyorum. Hele bir de maçlara bir sıfır mağlup başlama alışkanlığımızı bertaraf edebilirsek sıkıntı kalmaz.bstn489l

Selçuk hakkında geçtiğimiz maçta nihai kararımı vermiş bulunuyorum. Ram’e ihtiyacı var. Adamı uzun süre ardarda kullanınca, hele bunlardan bir tanesinde overload yaparsanız adam ağırlaşıyor. Düşünememeye, top verememeye falan başlıyor. Şimde bir iki hafta dinlensin, bir restart atsın beynine, şeker gibi olur. Çok yüklenmeyelim, yanar valla.

Oradaki maçtan sonra, biz bu Porto’yla Kadıköy’de top diye oynarız demiştim. En son ofansif gücü yüksek olup savunması zayıf olan ve kendine güvenen takıma Kadıköy’de 4 tane sıkıştırmıştık. Yine aynısını olacağını tahmin ediyorum. Bu maça üstü ve Fener oynayın, hatta 3-0 net skor diyorum, başka bir şey demiyorum. Guiza da gol falan atamaz yine.

Eylül 18, 2008

1-0'ların Takımı

"Ne gol attın be arkadaş.."


Juventus yine başladı Şampiyonlar Ligi'nde 1-0lara. Umarız devamı gelmez. Yensinler ona lafım yok da arada sırada 2 tane falan da atabilirler bence yani herhalde..

Porto - Fenerbahçe

Maç sonrası yazısında öncelikle şunu söyleyelim. Biz maç öncesi yazısı yazmaktan anlamıyoruz.

Daha sonra maç sonrası yazısına geçelim.
Emre'den sağ açık yaratmaya çalışmak için değişik bir tercih olmuş bence bu maç. Bildiğimiz bir 4321 oynamaya çalışıyor desem, Uğur Boral ne alaka? 442 oynamaya çalışıyor desem Selçuk, Emre, Maldonado, Uğur Boral nasıl bir ortasaha kombinasyonu? Yerleştiremiyorum bu adamları yanyana.. Aragones orta sahada çok pas yapan, rakip yarı alana yerleşip, kısa çabuk pas yaparak aradan adam kaçırmak istiyor sanırım. Ancak 1 tane çapraz koşu yapan topçuyla, ara pası atabilecek 2 tane oyuncuyla (emre-alex) -ki onlar da en ofansif 3 oyuncunuzdan ikisi saha üzerinde- bu amaca ulaşamazsınız. Kaldı ki sahadaki 3 oyuncunun da yeri birbirine o kadar yakın ki. hepsi birbirine giriyor. Yerden, kısa, çabuk pas yapabiliyorsun ama ilerleme yok çünkü üç adam da 25m2'lik bir alanda duruyor.

Ben Fenerbahçe orta sahasının boy ortalamasına kafayı takmış durumdayım. Orta saha civarına atılan hiç bir hava topunu alamıyoruz. Maç başında bizim saha üzerinde 5 tane 1.80 üzerinde oyuncumuz varken -Guiza, Yasin, Lugano, Selçuk, Volkan- aynı anda rakip takımda 7 tane 1.80 üzerinde oyuncu vardı. Dikkatinizi çektiyse bizimkilerden sadece bir tanesi orta sahada oynuyor ve o oyuncumuz da fiziksel olarak üstün özellikli bir oyuncu olmaktan çok uzakta.

Yasin Çakmak bildiğimiz bomba. İnanılmaz yersiz bir özgüveni var.. Yani bekliyor, bekliyor, son saniye pas vermeye kalkıyor, ama bu arada adam gelmiş oluyor. Pas veriyor ve kaptırıyoruz. Ben Fenerbahçe'nin oynayacağı bir takımın teknik direktörü olsam ne yapıp ne edip Yasin'e pres yapılmasını sağlardım. Maç başına net 3 tane gol pozisyonunuz var elinizde..

Sakatlıktan yeni çıkmış Selçuk'la başlamanın manası ne? Adam mı bitti? Tamam bitti, ama bitenlerin içerisinde Selçuk da var. Klasik kadronu niye bozuyorsun? Porto'yu bu kadar gözünde büyütmenin manası ne? Hadi Selçuk'la başladın, takımın sağ kanadı hiç kullanamadığını, Emre'nin sürekli içeri kaçtığını görmüyormusun da, ikinci yarıya Selçuk'u çıkarıp Josico'yu alıyorsun? Kanat oyuncusu eksiğin olduğunu farkedemiyor musun? İlk anda Burak'ı almasının nedeni olarak Kazım'ın disiplinsiz tavrını kabul etmiştim ama daha sonra Kazım'ı da alarak böyle bir ihtimal de olmadığını ortaya koydu Aragones. Değişik oyuncu tercihleri, şablonlar falan filan.



Klasik spor yazarı yorumuyla; şu Porto'dan hangi oyuncu direk Fenerbahçe'de oynar diyebiliyorsunuz? Ben Porto'nun hiç bir özelliğini göremedim. İlk 15 dakika inanılmaz kötü oynayan, kendi ceza alanının önündeki topları dahi toplamaktan aciz bir Fenerbahçe vardı sahada. Daha sonra savunma anlayışı biraz toparlandı.

Edu'nun kadroda olduğu, Emre'den sağ kanat yaratmaya çalışmadığımız bir sahada, Saracoğlunda, biz bu Porto'yla top diye oynarız. Bildiğimiz 4411 bu takımı hem kilitler hem bitirir, hem yener, hem öttürür.

Fenerbahçe dün akşam geçtiğimiz senenin çok daha altında bir oyun oynadı. Porto'nun olduğu olacağı bu kadar, daha fazla bir şey olmayacak bunlardan, ama Fener'in oyununu değiştirecek kalibresini yükseltecek oyuncu olarak takıma katılacak daha çok oyuncu var.

Eylül 17, 2008

Porto - Fenerbahçe

Maç analizimizi bu maç öncesinde yapalım istedik.

Her yerde dolanan istatistik Porto'nun Şampiyonlar Ligi'nin ilk maçlarını kazanamadığı yönünde. Ama istatistik mini etek ve görülmesi gerekenler etrafındaki deyişi herkes biliyor sanırım artık. Bu nedenle böyle maçlarda - nasıl maçlar ki onlar?- istatistikler bir şey ifade etmez. Bu maçlarda artık tekniğin, taktiğin bir önemi yok, daha çok isteyen kazanacak.

Böyle saçma sapan bir yorum olmaz. Sen 8 tane forvetle maça çıkarsan teknik taktik falan önemli mi değil mi görürsün. Yukarıdaki paragraf tamamen yalandan ve dolandan ibarettir. Şimdi gerçek yoruma geçelim.

İlk olarak Fenerbahçe cephesinden başlayalım. Volkan oldukça iyi bir kaleci, aslında Fenerbahçe'nin şu anda para verip de alabileceği en iyi kaleci. Arada sırada aklı gidip geliyor.. Buna da alıştım ben kendi adıma artık. Ama ne olursa olsun, bundan 3 sene önceki "Yapma Volkan" dedirten halinden oldukça uzakta bir profil çiziyor. Geçtiğimiz Hacettepe maçında yaptığı hareket dolayısıyla kendisini suçlu hissettiğini tahmin ediyor ve bu akşam oldukça iyi bir oyun ortaya koymasını bekliyorum.
Defansa gelince. Gökhan Gönül ("GG"), Önder, Lugano, R.Carlos("RC") oynayacak gibi bir söylenti var. İlk olarak ben defansın göbeğinde Yasin'in yerine veya CanArat'ın yerine her türlü Önder Turacı'yı tercih ederim. Bir defa en azından onlardan çok daha tecrübeli, ve patlama ihtimali daha az. Bence geçen sene Zico'nun Yasin'i Lugano'nun yedeği olarak görmesi oldukça yerindeydi. Yasin de Lugano tarzında tek hamleli ağır bir oyuncu. Önder ise biraz daha çabuk, hava toplarında da başarısız olduğunu söylemek pek mümkün değil. Lugano ise bildiğimiz Lugano, dinlenmiş, konsantre, tam performans gösterecek bir havada, garip gurip kart görmezse tabi... GG'nin performans düşüklüğü gözlerden kaçmıyor. Önder'in bu maçta -eğer tercih edilirse- GG'ye yakın oynaması oldukça mantıklı geliyor bana. Hem bek oynamış olması, hem de GG'nin çok sık ileri çıkıyor olması ve oranın kapatılması ihtiyacı dolayısıyla. RC'nin ileri çıkışlarında onun yerini kim doldurur bilemiyorum. O görev de sanırım Maldonado'ya patlayacak..
Maldonado demişken ortasahaya geçelim. Maldonado'yu ilk defa ligde seyrettiğimde ben genel'in aksine oldukça beğenmiştim. "Anticipation"ı oldukça yüksek ilk olarak, sürekli takım arkadaşları nerede onu takip ediyor. İkinci olarak savunmadaki boşlukları direk doldurmaya yöneliyor. Bence bu maçta en çok sol bek'i kapatmak zorunda kalacak. Bunun nedeni, RC'nin fiziksel olarak artık gidip gelmeyi kaldıramıyor olması, hem de Uğur Boral'ın ("UB")mental açıdan bu seviyede futbol oynamaya uygun olmamasıdır bence. UB çok nadiren saha içerisinde vermesi gereken doğru kararı veriyor. Ben tam olarak bu nedenle Vederson'u UB'ye tercih ederim diyorum sürekli. Ama an itibariyle Vederson'un oynama ihtimali olmaması dolayısıyla bu oyuncuyu değerlendirmeyi daha sonraya bırakacağım. Sağ açıkta da -yine sakatlık dolayısıyla- alternatifsiz bir Kazım("CC") söz konusu. Burak bence gitsin karı kız peşinde takılsın, ondan başka bir şey olmaz.. CC bence Şampiyonlar Ligi'nde her zaman oynayabilecek bir oyuncu. Bunun nedeni bir defa inanılmaz yüksek seviyedeki fiziksel gücü. Teknik kapasitesi de yüksek.. Tercihlerinde onun da UB gibi hataları oluyor ama bunların ne olacağını önceden tahmin edebiliyoruz UB'nin aksine. CC Şampiyonlar Ligi, Avrupa Şampiyonası gibi önemli maçların oynandığı organizasyonlarda daha bir konsantre oluyor ve ciddi oynuyor. CC'nin yakın zamandaki öenmli zaaflarından bir tanesi rakibini küçük görmesiyken bu seviyede bunun olmaması dolayısıyla bu konuda sıkıntı çıkmıyor. Emre ya da Josico'nun oynaması oyunu oldukça değiştirecek bir tercih olur bence. Josico oynarsa geriye daha çok yaslanan, Emre oynarsa daha dikine oynayan bir takım söz konusu olur. Ama ben, ne olursa olsun, UB'nin çıkıp yerine Emre'nin oynaması taraftarı değilim. Söz konusu durum kanat işlerliğini azaltacak ve ne olursa olsun Porto'nun hem ofansif hem de defansif gücünü arttıracak bir hareket olacaktır. Bence bu maçta kanat bindirmeleri çok önemli olacak. Alex her zaman Alex. Ertem Şener desin Jeneratör, ben diyeyim Lokomotif. Alıyor götürüyor, takımı bambaşka bir seviyede oynatıyor. Diyecek çok bir şey yok Alex hakkında..

Ben bu maçta Fener'in atacağı gollerde en önemli silahın Guiza olacağını düşünüyorum. Bu maçta ligde kaçırdığı gibi gol kaçırmayacağını düşünüyorum. Porto defansı hakkında çok bir bilgim yok, izlemişliğim yok ama okuduklarım savunmanın göbeğinin kuvvetli, sert oyunculardan değil de oyun kuran, oyuna katılan oyunculardan kurulu olduğu yönünde. İlk olarak Guiza defansın arkasına güzel sarkıyor. İkinci olarak fizik olarak kuvvetli. Üçüncü olarak Şampiyonlar Ligi'nde top oynanan mesafenin daralması söz konusu ki, bu orta sahanın ofansif organizasyonlarda forvete yakın olması anlamına gelir ki, Guiza'nın arkasına servis yapmasını kolaylaştırır. Ancak benim kafamda niyeyse CC'nin yaptığı yerden sert ortaya, ön direkte Guiza'nın ayak soktuğu bir gol canlanıyor bu maç için.

Porto'nun 433 oynuyor olması bizim beklerin oyuna çok çıkamayacağı anlamına gelir. Ama aynı zamanda kanatlarda geniş boşluklar doğacağı anlamına gelir. Çünkü kanatları kapatacağım diye Alex'i markajsız bırakamazlar. Bunu yaparlarsa göbekten çabuk delinirler, ya da Alex tek adamla marke edilir ve sıkıştırılamaz. Diğer türlü de bekler ile açıklar arasında geniş boşluk olur ki kademeli olmayan beklerde UB atar koşar, CC'de çalım atar. Bu nedenle ben ortayı kalabalık tutacak ve fakat kanatlarda savunma anlamında boşluk yaratacak -özellikle kontraataklarda- bir maç bekliyorum. Çapraz uzun topların faydalı olacağı, Guiza'nın CC'nin asistiyle, Alex'in de Guiza'nın indireceği bir topla (yay üzerinden yapacağı bir vuruşla) gol bulmasını bekliyorum. -Ulan ne spesifik salladım ama-..

Porto'da kanat adamı Rodriguez benim tek maçla olur verdiğim topçu, bunu hep yazıyorum. İçeri kat edebiliyordu izlediğim kadarıyla, ki bu eğer sağda Önder oynarsa biraz daha şans yaratacakken Lugano oynarsa sıkıntı olabilir. Çünkü Önder Lisandro Lopez'le sıkıntı yaşayabilir gibi geliyor bana iyi pozisyon alamayacak olması dolayısıyla..

Ben netice itibariyle 2-2 gibi bir skor bekliyorum. Aptal salak iki gol yiyeceğimiz tahmininden yola çıkarak..

Edit: İtalik kısım..

Jeneratör Gibi Futbolcu

ırmızılar'ın büyük kaptanı dün akşam aldı döndürdü maçı. Ertem Şener'in benzetmesi inanılmazdı. "Liverpool durduğunda, Gerrard devreye giriyor, tıpkı bir jeneratör gibi" dediği an benim bittiğim andı.


Maç çok hızlıydı, ilk yarım saat bir o kalede bir bu kalede. Marsilya hızlı oyuncularını sürekli kaçırmaya çalıştı defansın arasından, başarılı da oldular, Skrtel ve Carragher araya atılan toplarda etkisiz kaldılar oldukça. Ama Kaptan "adeta topun suyunu çıkararak" bir gol attı.. :D


Gerrard ve Torres çıktıktan sonra Liverpool bir tane daha yerse bu golü kim çıkaracak diye düşündüm, ama Babel ve Riera oldukça yeterliydi bunun için. Genel olarak Kuyt'a karşı bir beğenmeme hali mevcut insanlarda. Halbuki Kuyt, defans her hata yaptığında hatanın olduğu yerde ve çok güzel bir şekilde pres yapıyor bence, ve oldukça yıpratıcı bir oyun oynuyor. Eminim karşısında savunma yapan oyuncuları oldukça rahatsız ediyordur.

Ağustos 28, 2008

Fenerbahçe - Partizan

Fenerbahçe dün akşamki maçta Partizan'ı 2-1 yenerek Şampiyonlar Ligi'ne katıldı. Maç sonrası yorumlarında Fenerbahçe'nin ilk yarım saat oldukça iyi oynadığı yönünde ifadeler vardı ancak Fenerbahçe'nin bu ilk yarım saat içerisinde defansif anlamda oldukça büyük sıkıntıları vardı. Bu süreç içerisinde Carlos ve Lugano eğer iyi oynamamış olsalardı gol yeme olasılığı çok yükselecekti. Çünkü Partizan'ın iki pırpır zencisi her aldıkları topta Lugano ve Yasin'le başbaşa kalıyorlardı. Yani aradaki Maldonado yetersiz kalıyordu. Daha sonra Partizan mı yoruldu, başka bir şey mi oldu bilmiyorum ama bu sıkıntı ortadan kalktı.
Maldonado bu maçta oldukça iyi oynadı. Yukarıda yetersiz kaldı dedik ama bunun nedeni Maldonado'nun yeterince iyi olmaması değil, Maldonado'nun her yere yetişemeyecek olmasıydı. Daha sonraları Alex biraz geriye geldi, Semih yaklaştı derken Maldonado iyi oynamaya başladı. Maldonado geldiğinden beri yaptığı ve benim en çok sevdiğim şey inanılmaz yüksek sayıda pas yapmasıydı. Yani ayağında hiç top tutmuyor, topu en kötü aldığı adama geri veriyor ve saha içerisinde sürekli hareketli kalıyordu. Bu özelliğinin iyi yanı baskı yerken küçük üçgenler yaratmada oldukça başarılı olmasıyken, sıkıntı bu bu üçgenlerin ileri doğru hareketi engellemesiydi. Çünkü Maldonado kurduğu üçgenlerin tabanını defans oyuncularıyla kuruyordu. Ama bu akşam Maldonado ara pasları falan attı. Topu koşturmaya devam etti, kritik noktalarda önemli atakları kesti kart almadı.. Yasin ve Lugano'nun kart/faul oranı %100'ken Maldonado aynı kritiklikteki faulleri kart almadan yaptı. Ama bu adamın tek bir sıkıntısı var, hatta bu bütün Fenerbahçe ortasahasının problemi. Boyumuz çok kısa. Hiç bir hava topunu alamıyoruz ve zıplanmasının tek nedeni rakibi rahatsız etmek. Fenerbahçe ortasahasında boy şu andaki mevcut boy ortalaması 177,4cm. Şaka gibi bir rakam. Maldonado'nun boyu bir karış daha uzun olsaydı çok daha başarılı bir maç çıkartabilirdi. Netice itibariyle Maldonado sürekli oyuna hareket getiriyor, pozisyon yaratmasa bile topu dağıtıyor ve bunun neticesinde insanlar koşmaya başlıyor ve üstelik Selçuk'tan çok daha fazla isabetli pas atıyor ve bu pasların hızları da çok iyi ayarlanmış oluyor.

Dün akşamki maçta Gökhan Gönül, golü atana kadar Semih, Kazım ve Uğur Boral oldukça kötü oynadılar. Semih hiç bir topu ayağında tutamadı. Bunun nedeni pek tabii ki sakat olması olabilir ama öyle bir durum yoksa, çok güçsüzdü. Kazım bir türlü çizgiden aşağıya inmedi sanki yemin etmiş gibi, Gökhan da belki Kazım'dan etkilenerek ne ileri çıktı ne de defans yapabildi doğru dürüst.

Uğur Boral'a da apayrı bir paragraf lazım. Ben geldiği günden bu yana bu adamın futbol zekası -kibar olmak için böyle diyorum- fakiri olduğunu söylüyorum. Yani bir insan saha üzerinde bu kadar zeka pırıltısı göstermeyebilir mi, ben bunu anlamıyorum. Böyle bir şey olamaz. Hep aynı çalım denemesi, bir vücut fake'i at, sonra dön çizgiden koş, "Ulan Uğur Partizan bile yemiyor artık bu çalımı"

Guiza benim Zafer Biryol olma yönündeki tahminlerimi doğru çıkartma yolunda emin adımlarla gidiyor. Sanki 14 milyonun altında eziliyor gibi. Çok hırslı, reklam panosu tekmeliyor, pres yapıyor falan ama niyeyse bu söylediklerim bana bulutların üzerine gönderilmiş ışıktan bir çağrı gibi Kezman'ı anımsatıyor. Guiza bak ben sana şöyle diyeyim; "Fener taraftarını hız kesmez; ama gol, tabi ki keser". Bir an önce gol atmaya başlaması gerek yoksa insanlar gidip kombineyi atacak Aziz Başkan'ın kafasına, böyle mi harcıyorsun sen 14 milyon euro'yu diye.


Şampiyonlar Ligi'ne kadar; DMC'den önce bir tane sol açığa ihtiyacı var Fenerbahçe'nin. Ortalama zekaya sahip bir topçu olsa yeter daha fazlası lazım değil. Ben isterim ki bir tane adam gibi sağ iç oyuncusu alsınlar Emre sakat olmasa ama Emre sakat..

Wikipedia'ya göre Josico gelmiş bile Fener'e, ama sanırım defansif orta saha diyince bizim takımların aklına hep Gattuso geliyor da bir Vieira gelmiyor. Bu adam da 175 cm boyunda eğer gelirse aynı ortalamayla devam edeceğiz ve rakip takımların bizim yarıalana şişirdikleri toplardan hiç birini alamayacağız.