internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ekim 12, 2009

Sansürün sansürü

Şimdi internet sitelerine yapılan engellemenin hadi diyelim ki bir mantığı var.

Hadi diyelim ki yasa zorunlu kılıyor, gerekten çocukların, gençlerin, ruhsal, fiziksel gelişimleri vs. vs. (Bu arada şunu da anlamam hiç. Genelde erotik içerikli yayınlar da bu ruhsal ve fiziksel gelişim başlığının altına koyulur. Sevişen iki kişiyi gören gencin ruhsal dengesi mi bozuluyor gerçekten?) Peki sonuç olarak bir yasak varsa, insanların bu yasaktan haberdar olması, en azından yasak olan davranışları gerçekleştirmeye kalkmamaları için bunların neler olduklarını bilmeleri gerekmiyor mu?

İnternet yasaklarının baş mihmandarı Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (al bi parantez daha. Komünikasyon zaten iletişim değil mi? İngilizceye çevirmek istediğinizde Telecommunication Communication Agency gibi bir sonuç çıkıyor, ki bu da kurumun falsosunun daha adından başladığının kanıtı.) web sitesinde Mart ayından bu yana yasaklı web sitelerinin listesini ve daha da önemlisi neden yasak olduklarını yayınlamıyor. Bu nadide kurumun başındaki zat da buna gerek olmadığı yönünden görüş bildirmiş. Yani ben, güvenli web kullanımının esaslarına harfiyen uyan bir insan olmak istesem, neye girip, neye giremeyeceğimi ancak, ona girdikten sonra karşıma çıkan uyarıdan anlayabileceğim.

Kısacası, yasağın ne olduğunu öğrenmek dahi yasak.

Bu arada bu yasaklar sayesinde yurdum insanı, DNS'in proxy'nin ruhunu öğrendi, bu da işin hayırlı tarafı olsa gerek.

Bir de bu yasakları savunan, "youtube'a girince, milli manevi değerlere hakaret eden vidyo!lar görseniz nasıl hissedersiniz. [çok kötü hissederim, cidden] youtube hiç bir şey yapmıyor bu vidyo!lara. koskoca youtube bi avuç türk bulup ayıklayamıyor mu bu vidyo!ları. bence de yasaklansın, youtube'ın(!) aklı başına gelsin" diye ciddi ciddi yazan hasta bir zihniyet daha var ki, hasta işte, kendi haline bırakıcan..

Haziran 08, 2009

Facebook'un suyunu çıkartmak

Şimdi Facebook şöyledir, böyledir diye lafa girmeyeceğim. Komplo teorilerinden tutun da, Facebook'un sosyolojik etkilerine kadar bir yığın şey yazılabilir. Bence o kadar büyültülcek bir şey olmadığı gibi, göz ardı edilecek bir şey de değil. Her icat gibi, hangi amaçla, nasıl kullandığınıza bakıyor. Çok işe yaradığını, gerçekten hayata artı bir değer kattığını da gördüm, seviyesizliğin dibine vurduğunu da... Bu yazının konusunu ise, beni son dönemlerde fazlası ile ifrit eden ve gün be gün artan bu seviyesizlik ve suyunu çıkartma hareketleri oluşturuyor. Buyrun 1. maddemize:

1) Kılım döndü statüs'leri: İnsanoğlu herhalde tunç devrinden beri ilgi çekmek için uğraşır. Bugüne kadar hayatınızda, büyük ölçüde de ergenlikte, etrafınızda ya da kendinizde sayısız ilgi çekme atraksiyonu görmüşsünüzdür/yapmışsınızdır. Normaldir, anlarım, insan psikolojisi cart curt..Ama bir yaştan sonra bitmesi gerekmez mi? Ya da bunu sanal aleme taşımanın yararı ne? Ya siz manyak mısınız? Bana ne sizin kafanız mı ağrıyor, gözünüz mü çıktı? Daha bugün 30'lu yaşlarına yaklaşmış bir kişinin statüsü: ".... has a headache"..Eeee yani.. Ya da bilmemneremde, bilmem ne çıktı statüsleri..Baba, kolun kırılır halı saha turnuvasını kaçırırsın. Evde kös kös otururken "Selami kolunu kırdığı için halı saha turnuvasını kaçırmaktan dolayı çok üzgün :((" diye yazarsın, anlarım. Bana ne senin kafandan? Geçmiş olsun dememi mi bekliyorsun? Peki, geçmiş olsun.

2) Seri ilan notification'lar: Şimdi biliyorsunuz, "notification" denilen bir hadise var. Sağ alt köşede her girdiğinizde büyük ihtimalle görüyorsunuzdur. Ben ortalama olarak günde bir kere Facebook'a giren bir insanım, haliyle fazla birikme olmuyor. Ancak buna rağmen, her girdiğimde en az beş tane, saçma bir yarışmaya davet, saçma bir eklentinin reklamı, saçma testler hakkında bildirimler vs. Ya bi bırakın peşimi, nesiniz ya. Katılmayacam vampirler zımbırtısına..Tamam mı?

3)Freudyen testler: Yorumsuz sunuyorum. "Hangi noktalama işaretisiniz?" "Hangi soulgem'siniz?" "Hangi [höttörö] karakterisiniz?" "Hangi dizisiniz?" Şimdi de ben soruyorum: Ya, siz manyak mısınız? Ben niye bir Aşk-ı Memnu karakteri olmak isteyeyim ya..Ben, benim. Kendimi, şehirler, noktalama işaretleri vs. üzerinden tanımlamaya ihtiyacım yok. Siz de gidin daha iyi bir iş bulun kendinize.

4) Facebook'u hayatın aynası sananlar: Şimdi şöyle bir insan grubu var. Genelde de kız oluyorlar ya neyse. Bu grup, çoğunlukla sevgililerinin profil, fotoğraf vs. lerini ilişkileri üzerinden tanımlamalarını isterler. Mesela illa ki profil fotoğrafında ikisinin resmi olacak. Mutlaka, i"n a relationship" bilmem ne olacak, mutlaka eski sevgililerin de gözüktüğü fotolar kaldırılacak. 1984'de Okyanusya'da yaşıyoruz ya. Kardeşim, Facebook hayatın aynası, sizin ne, kim, nasıl olduğunuzu gösteren bir araç değil. Bırakın insanlar nasıl istiyorlarsa öyle düzenlesinler. O orada yazınca sizin ilişkiniz resmileşmiyor, ya da artık in a relationship yazmayınca, siz ayrılmış sayılmıyorsunuz. Sakin ol. Tamam? Geçti...

5) Şimdilik son ama devam edecek, merak etmeyin. Veeeeeee "Obama bugün tuvalete çıkamamış" grupları: Ne diyeyim bilemiyorum ki? İşte şu an bana davet olarak gönderilmiş bazı naçizane gruplarımız:
Yeniköy Emek Kafe Kapatılamaz

Meltem Taşkan'ı Powerturk Popstar Yarışmasında Destekleyenler

Bu Gruptan AKP'ye Oy Çıkmaz ---> Seçime Kadar Tüm Arkadaş Listeni Davet Et



Allah cezanızı verecek de, du bakalım...

Ekim 25, 2008

Dünün Devamı

Dün gece bir karikatür bulduğumdan ve bu karikatürün ülkemizin yerini nasıl gösterdiğinden bahsetmiştim. Teknik aksaklıkları gidermiş olmanın verdiği mutlulukla (ne kadar trajik değil mi? mahkeme kararını deldiğimiz için hepimiz haz duyuyoruz, ve bunun yanında zerre kadar rahatsızlık duymuyoruz) karikatürü paylaşıyorum.

Sansüresansür

Trendometre'de blogger'a erişimin nasıl gerçekleştirileceği konusunda güzel bir metin var. Ek program, dosya falan gerekmeden blogger'a bağlanabiliyorsunuz. Linki de budur. Ben yaptım, gayet güzel çalışıyor, resim de ekleyebiliyorum, iki yana yaslayadabiliyorum :D.

Kara Cuma

Yine resimsiz ve iki yana yaslanmamış bir yazı, onlar kapattı ya, daha bi yazasım geliyor. Neyse, konuya geleyim, biraz önce ekşisözlük'e girdim, ve sol frame'de gördüğüm şudur; 24 ekim 2008 taksim olayları, 24 ekim 2008 blogger a erisimin engellenmesi. Takip edememiş olanlar için akp karşıtı öğrenci gösterisine polis orantılı güç kullanara müdahale etmiş (!), diğerini zaten bir önceki postta irdeledik.

Evet, ifade özg...

SANSÜR!

Öncelikle kişisel bir bilgi vermek istiyorum bu yazıya başlamadan önce. Ve lütfen bu bilgiyi alır almaz küfretmeye başlamayın şahsıma, çünkü hepimiz aynı kafadan değiliz.

Bilgi: Ben hukuk fakültesi'nde öğrenciyim.

Bizler fakültedeki eğitimimiz süresince olaylara iki açıdan bakabilmeyi öğrenmek amacıyla, ve her haksız görünenin de haklı olduğu bir nokta olabileceğini görmek üzere eğitim alıyoruz. Tam ben kendimi bu konuda yeterli görmeye başlamışken neyi hedefleyerek karar verdiğini, teknolojiden bihaber yaşayan, özgürlükler hakkında zerre kadar fikri olmayan, cezaların şahsiliği ilkesine dair en ufak bir fikri olmayan bir meslektaşım(!) olduğunu gördüm. İşbu nedenle de kendimi sorguladım, acaba bir hedefi vardı, veya yaptığı işlemin mantıklı bir gerekçesi vardı da ben mi göremedim. Aradım aradım bulamadım.

Neyse, eminim üzerime vazife değildir ama bu karar nedeniyle "hukuk" adına özürlerimi sunuyorum. Ve bu "hukuk" bildiğimiz "hukuk" değil artık. Hamdolsun ki Youtube, wordpress ve blogger'a bulaşılması sonrasında hukukun tüm ilkelerini bir kenara bıraktık. Afiyet olsun.

DN: Güzel bir karikatür bulmuştum, güzel ülkemizin konumunu gösterir nitelikte, resim eklemeyi şu şartlar altında beceremediğimden daha sonra edit olarak eklerim. Pardon, editlememe gerek kalmaz büyük ihtimalle, başka bir sansür haberine kullanırım artık.

Edit: İki tarafa yaslamaca.