Basın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Basın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mart 01, 2009

Tarihin Arka Odası ve "Foreign" Kelimeler.

Şimdi her şeyden önce, ben Türkçeyi 27 harfle konuşan bir insanım. Deminden beri Habertürk'te Tarihin Arka Odası diye bir programa bakıyorum. Programda da Murat Bardakçı, Pelin Batu ve adını bilmediğim bir kişi daha var. Zaten Pelin Batu (PB) ve Murat Bardakçı (MB) haricindekiler önem taşımıyorlar.


İkincil olarak öncelik sıralamasında yerimiz PB'nin. Şimdi ben çok uzun zamandır bu kızcağızımızdan kıl kapıyorum. Bunun nedenlerini diziyorum aşağıya;
  • Ağzında bir şey varmış gibi konuşuyor. (Ben de harf özürlüyüm, ama bununkisi beni rahatsız ediyor.)
  • Konuşurken kaşlarıyla yaptığı bir hareket var, inanılmaz rahatsız edici.

Fiziksel olanlar böyle. Sonra zihinsel olanlar geliyor. MB bu akşam beni o açıdan çok tatmin etti, PB'nin lafını 4 defa ağzına tıktı, "O öyle değil" diyerek. Daha sonra, programı izlemeye verdiğim aradan sonra, PB'nin konuşmasına sıkıştırdığı "foreign" kelimeleri düzeltti MB üst üste, özellikle Babylon'a takıldı. O iki dakika içerisinde ard arda ayarları bastı, en sonunda PB konuşmaktan çekinme aşamasına kadar geldi.

Şunu açık olarak söylemek gerekirse, ben de bazı insanlarla konuşurken "foreign" kelimeler sıkıştırıyorum bazen araya. İlk olarak bunun benim açımdan şahsi nedeni, etrafımdaki insanlara karşı hissettiğim samimiyet, ikinci olarak özensizliğim, üçüncü olarak da yetersizliğim. Ama televizyona çıktığınız zaman karşınızdaki, yanınızdaki insanlara karşı ne kadar samimi duygular içerisinde olursanız olun, tanımadığınız muhtemel 70 milyonun önünde olmak dolayısıyla dikkatli olmak zorundasınız bence. Bu özeni göstermemesi de benim PB'nin kendisinden kıl kapmama neden oluyor.

Ha, PB bunu önemsiyor mu? Hayır. Olsun.Bu arada tam yazmayı tamamlamıştım ki, Fatih Altaylı stüdyoya daldı, MB ona mikrofon ve sandalye getirdi, oturdular. Çok enteresan bir görüntü oldu, sanki Murat Bardakçının mutfağında oturuyorlar da Fatih Altaylı kahvaltıya gelmiş elinde gazetelerle. MB de ona sandalye falan getirdi. Çok enteresan. HaberTürk gazetesi de kuşe kağıda basılıymış, gazetenin en çok övülen yanı bu oldu 5 dakikada. Enteresan.

Aralık 11, 2008

Ömer Üründül ve Modern Futbol

Sabah televizyonda gazete okuyan amcalardan birini dinlerken bir anda Ömer Üründül dendiğini duydum. Hemen ardından gelen “Modern Futbol’da artık…” diye başlayan bir ümle kurmuş, ondan sonrasını dinlemedim ama eminim çok farklı bir şey söylememiştir. Gerçekten artık Ömer Üründül’ün “modern futbol”, “bloklararası bağlantı”, vb. kalıplarını bırakması lazım. Birazcık geliştir kendini ne olursun.

Dün gece maçın hemen ertesi, zaten maç boyunca sinirlerimiz bozulmuş Ali Bilgin’i, Maldonado’yu, İlhan’ı tamam bunlar girdi kesin kazanırız artık. Guiza ileride yalnız kalıyordu zaten, İlhan girdi artık yalnız kalmaz, falan diyecek kıvama gelmiştik ki maç bitti. Sonra Rıdvan’ı dinlemeye başladık, adam hayatımın anlamını değiştiren benzetmesini yaptı.

“Fenerli futbolcular o kadar rahat ki, tesislerde yangın çıksa 8 futbolcu ölür.

Rıdvan resmen ekol. Onun da klişeleri var, ama Ömer gibi sadece klişelerden oluşmu yor olması 50 sene önüne götürüyor Ömer’in. Ha şimdi neden Ömer’le Rıdvan’ı kıyasladım onu bilmiyorum. Bu aralar TOEFL’a çalışıyorum da, sanırım yazıdaki her paragrafın sonunda bağlanması gerektiği gibi bir sanıya kapıldım.

Eylül 30, 2008

Caz Festivali


Akbank 18. Caz Festivalinin reklamlarını umarım televizyonda, sinemada orada burada görme fırsatınız olmuştur. Bence tek kelimeyle şahane olmuş. Kim yaptıysa başarılarının devamını diliyoruz.

Eylül 26, 2008

Haber Yapmak..


Geçen akşam ONS'la konuşurken o basının taraflılığından dem vurdu uzunca bir süre. Fenerbahçe'nin transfer politikasının ne kadar yanlış olduğunu anlatan haberlerde kullanılan ifadelerin, ve transferler sonucunda Fenerbahçe'ye dönmeyen bonservis bedellerinin bu kadar da abartılacak bir yanı olmadığını söylemişti. Ben ise aksi fikri savunarak, durumun gerçekten kötü olduğunu ve fakat gerçekten basının da biraz abarttığını belirterek ona da haklılık payı vermiştim.
Ama bugün gazetede gördüğüm bir haber bu konudaki düşüncelerimi değiştirmeme neden oldu. Federasyon'a Fenerbahçe tarafından yapılan başvuru neticesinde Volkan Demirel'e tek maçta iki sarı kart görmesi nedeniyle verilen 2 maçlık cezanın indirilmesi Milliyet.com.tr'de Federasyondan Fener'e Kıyak başlığıyla verildi. Kaldı ki zaten bir maçta ikinci sarı kart dolayısıyla oyun dışında bırakılan oyuncuya kural olarak 1 maç ceza verilir..

Bir defa kıyak tabiri hakkı olmayan birisine hak etmediği bir şeyi vermek, peşkeş çekmek anlamına gelir. Söz konusu durumda Milliyet gazetesinin yaptığı haber hem Federasyonu hem de Fenerbahçe'yi töhmet altında bırakmakta.

Şimdi bu haber portallarının yayın kalitelerini zaten biliyoruz ama hakarete varan haberler yapmaları, ve bunlar dolayısıyla -en azından basına yansıyan- yaptırımlarının olmaması beni çok rahatsız ediyor. Basın özgürlüğü ve hakaret etme, töhmet altında bırakmak arasında çok net bir fark var ve işin kötüsü basın bu ayrımın farkında değil.

Eylül 24, 2008

Kazım Kanat

Kansere başkaldırmışken, zatürre nedeniyle vefat etmiş. Yakınlarına sabırlar diliyoruz..

Eylül 08, 2008

Spor gazetesi neden alınır?


Benim spor (futbol) gazetesi satın almam için en azından ligler oynanıyor olmalı (haber kalitesini geçtim) veya ne biliyim yanında iddaa eki veya poster vb ek veriyor olmalı. hadi hepsini geçtim kuponla ansiklopedi tencere vesaire veriyordur almak zorundayımdır.

Şimdi yukarıdaki gazetelerin tirajlarına bakıyorum, geriye dönük her aydan rastgele olarak 3ncü haftayı aldım. Şubat/Mart/Nisan/Mayıs, Lig kızışmış, 4 takım şampiyonluğa gidiyor, fener CL de çeyrek final kovalıyor; bu 4 spor gazetesinin tirajı 500binlerde. Haziran ayı geliyor, ligler bitmiş uefa08 gündemiyle 600binleri geçiyor diye yorumluyorum.

Ancak temmuzdaki %22 lik artışa bir anlam veremiyorum. Açıp karıştırdım fotomaçı, manşetler: "crespo aslanı seçti, meira gs de, dacourt fenerin son bombası, kiessling son bomba, xabi tabi diyecek, alonso fenerde.." başka bişey yok..

Nitekim ligler başladı, iddaa maç sayısı arttı, iddaa ekleri arttı ama satışlar artmadı. niye? transfer sezonu bitti diye mi?
Harbiden halk bunu seviyor/istiyor demekki..

Ağustos 07, 2008

X'in tam bir Y olmaması

Türk spor basını aslında sürekli x ve y'li denklemlerle tarif edilebilir bir yapıya sahip. Daha önceki postlardan birinde X'in bittiğinden bahsetmiştik. Bu sefer de bir başka bakış açısından yaklaşacağız olaya. Bu bakış açısı da -başlıktan anlaşılacağı üzere- x'in tam bir y olmaması hali.
Bu denklemi spor basınımıza Sergen Yalçın kazandırdı. Dün akşam Sergen'in;

"Emre aslında tam bir defansif ortasaha değil. Emre bir Aurelio değil. "
"Semih aslında tam bir santrafor değil. Semih bir Hakan Şükür değil. "
dediğini duydum ve işte bu da bir fenomen olmaya aday dedim. Tıpkı "X takımı" gibi ya da "X bitmiş" veya "X adam değil" gibi söylemlerin arasında yerini aldı benim için.

Temmuz 29, 2008

X Bitmiş...


Hıncal Uluç'un tarzı bu yani, kim bişeyler yapsa, onun etrafındakilerin bitmişliğinden bahsediyor. Yani bu adam Federer tenisçi falan değil bana hikaye anlatmayın ayarında demeçler veriyor. Bizim zamanımızda atletizm böyle değildi, beni hiç heyecanlandırmıyorlar artık diyor. Ama rekorların an be an geliştiğinden bahsetmiyor, sadece eskilerin daha iyi olduğunu söylüyor ve bunu hiç bir veriye dayandırmıyor. Öyle sallıyor yani. şaka gibi bir insan. Bir kaç incisi aşağıda, hepsi sanırım bugün çıktı, yani bir günde bu kadar tarife yumurtlayabiliyor. Vallahi bravo.. Çünkü benim duyduğum ortalama bir tavuk yılda 217 kez yumurtlarmış, ne kadar doğru bilmiyorum...



"Aurelio ahım şahım bir yetenek değil. Büyük futbolcu değil. Büyük futbolcu
olsa Brezilya Milli Takımı'nda oynardı. Bize bu kadar kolay bırakmazlardı.
Tarihin en dökülen Brezilya'sında bile oynayamayan bir oyuncuyu biz başımıza taç
ettik."

"Türkiye'de spor muhabirliği bitmiş."

"Fenerbahçe, Aurelio'nun yerine koyacak bir görev adamı bulamıyorsa
bitmiştir. Türk futbolu da bitmiş, Fener de bitmiş."

Temmuz 20, 2008

Hürriyet Ankara

  1. Hürriyet gazetesi her gün Ankara'da Hürriyet Ankara adıyla bir ek yayınlamakta.
  2. Melih Gökçek, ODTÜ'de kaçak yapı var gerekçesiyle ODTÜ'yü yıkacağını beyan ediyor.
  3. ODTÜ'lüler facebook üzerinden kurdukları "ODTÜ'yü yıkmak Güven-Özveri-Tecrübe İster Platformu" ile örgütlenmekteler.
  4. Hürriyet Ankara da bu platformun adının ne olduğu hakkında bir an düşünmeden bunu gazeteye taşımış.
    Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek'in ODTÜ'deki 45 binanın kaçak oldukları gerekçesiyle yıkılabileceğini açıklaması üzerine öğrenciler de isyan etti. "ODTÜ'yü Yıkmak 'Güven-Özveri-Tecrübe' İster Platformu" ismiyle örgütlenen ODTÜ'lüler eylem kararı aldı.

Sanırım ne dediklerini gazeteyi baskıya verdikten sonra keşfetmiş olacaklar ki, internette platformun ismine, özellikle tırnak içerisinde ayrılmış olarak GÖT ibaresini kullanmamayı yeğlemişler.

Bu arada platformun facebook profilindeki resim çok hoş olmuş, çok yalın basit ve istediği mesajı veren nitelikte.

Spor yazarı

Fenerbahçe'nin hazırlık maçı hakkında sporyazarlarının yazılarını okurken bir nokta dikkatimi çekti ki, hazırlık maçında bile hakem skora etki etti, çok kötü maç yönetti falan gibi yorumlar geliyor. İşin içinde 3 puan olmadığını farkedememiş olmamız çok garip...
"Son olarak maçın Avusturyalı hakemine değinmek istiyorum. Yanlış fauller çaldı ve Güiza'ya ceza sahası içinde 2 defa yapılan açık faulleri süzemedi. Ayrıca 78. dakikada Güiza ile Semih paslaşmasında atılan nizami golü yardımcı hakemin kararıyla iptal ederek maçın skorunu etkiledi."
Necati Bilgiç

Temmuz 19, 2008

İstisnanın İstisnası

Türk spor basınında her hafta "Lejyonerlerimiz bu hafta bilmem ne liginde bilmem naaptı" haberi çıkarırlar.. Genel olarak bakıldığında spor basını her yerde spor basını, bilmiyorum acaba Brezilyalılar da bizim yaptığımız gibi lejyonerlerimiz bilmem ne yaptı muhabbetine giriyorlar mı ama (-ki giremezler yılda yüz bin milyon tane sporcu ihraç eden bir memlekette hangi birini yazıcaksın ama ben işin teorik tartışmasına gireceğim şimdi) giriyorlarsa eğer; Cuma hem bizim lejyonerimiz hem Brezilya lejyoneri.. Aslında önce onların lejyoneri sonra bizim lejyonerimiz yani neticede lejyonerin lejyonerinden yola çıktığın zaman şu anda Brezilyada oynuyormuş gibi bir kanı çıkıyor ortaya..
*sabah sabah amma saçmaladım:D

Temmuz 08, 2008

Fenerbahce.org

Herhalde yılın en bomba sitesi fenerbahce.org'tur. Bugün yaptıkları yalanlama inanılmaz. Aziz Yıldırım'ın FBTV'de yaptığı açıklamayı tekrar dinler gibi hissettim. Kendileri aynen şöyle demişler;
Bugün tarihli Pas Fotomaç gazetesi Yılmaz Şenol imzası ile manşetten verdiği haberinde kulübümüzün Eto'o ile sözleşme imzalayacağını öne sürüyor. Sadece 27 milyon euro bonservis bedelinin söz konusu olduğu haberde bahsedilen bu oyuncuya ödenecek tüm masraflar alt alta yazıldığında bu transfer haberinin yalan ve mantık dışı olduğu açıkça görülmektedir. Ancak sırf haberlerini doğrulamak adına Fotomaç Gazetesi tüm masrafları karşılamayı kabul ederek bu oyuncuyu kulübümüze transfer ederlerse bunu kabul edebiliriz.

Saygılarımızla

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ

Adamlar iyice işi dalgaya aldılar. Tamam Başkan, çıktın bir tane açıklama yaptın, o kadar parayı neremizden vericez dedin.. Ama resmi basın organından bu kadar geyik bir basın açıklaması bana garip geliyor. Ya kalk adam gibi ilgilenmiyoruz de, ya da bırak yazsınlar. Sanki kendini almak zorunda mı hissediyorsun adamlar öyle yazdı diye.