Ve evet, tam da öyle oldu. Sivilce ve onun yaltakçı dostları bedenimi terk etmekteler, şu aşamada sadece kalıntılarının vücudumdan atılmasını bekliyorum.
Ben onları uyarmıştım...
Sivilce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sivilce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Temmuz 26, 2008
Temmuz 22, 2008
Sivilcenin Nefreti
Normal şartlar altında her post'a bir resim iliştirmeye çalışıyorum. Bu post için bir resim araştırmasına girdim ve bütün resimlerin çok iğrenç olduğuna karar vererek resimsiz olmasının daha hayırlı olduğuna karar verdim.
Mesele şudur ki çenemde iki gün önce ufaktan altyapı çalışmasına girip, sivilce tarafından sınıra yığınak yapılmaya başlandı. Bugün sabah artık saldırıya hazır hale geldiğini hisseden sivilce, davullarla çenemi inletmeye başladı. Ben de bu arada onların bu meydan okumasını karşılıksız bırakmayarak, sürekli hakkında konuşarak ve ufaktan kaşıyarak saldırıya mecbur bırakmaya çalışıyordum ki, işi onların tek saldırısıyla halledelim. Tam da bu anda farkettimki, bu aslında tek bir sivilce değildi, mevcut hükümeti devirmek üzere ayaklanmış binlerce küçük yağ azınlığının birleşmesiydi, ve vücudum üzerindeki kolonyal egemenliğime son vermek istiyorlardı. Ancak gelin görün ki sivilceler kolonisi saldırmama kararında ısrar etti ve tıpkı Braveheart'ta savaş başlarkenki William Wallace gibi;
- Hooooold! Hoooooooold!
Diye savaş alanını inlettiler...
Ama bu gövde gösterisine daha fazla dayanamayan ben neticede taarruza geçtim. İlk saldırıyı doğu ve batıdan iki işaret parmağıyla sivilceyi sıkıştırarak başladık ve çok büyük acıya rağmen kayıp verdiremedik. Ancak kuzey-güney yönünden yaptığımız ikinci saldırıda savunmanın biraz zedelendiğini farkettik ancak bizim tarafımıza verilen aşırı acı nedeniyle bu saldırımız da sonuçsuz kaldı, ama belirttiğim gibi ufak kaçaklar vermeye başladı sivilce. Oradan kaçanlar bana koşup sürekli, o sivilcenin içinde bize köpekmişiz gibi davranıyorlar, ne olur bizi kurtar diyerek geliyorlar, ben de onlara özgürlüklerini verip kutsal peçete ile tanıştırıyorum.
Ancak zaten bu savaşın başında vücuduma sadece kan, ter ve gözyaşı vaadetmiş olduğumdan çektiğimiz acıları dayanabildik.
Daha sonra zaiyatları toparlayabilmek için ve yaralıların tedavisi için gece savaşa ara verdik, ancak çok açık ve net görünüyor ki sivilce tabanın desteğini almış vaziyette. Daha alt seviyelere git gide yayılmakta ve emperyalist hedeflerini vücudum üzerindeki egemenliğime karşı kullanmaktan geri durmamakta.
Ancak ben biliyorum ki bu sivilcenin başkaldırısı uzun sürmeyecek ve sonunda;
-England prevails.
Çünkü;
- Governments should not be afraid of their people, peopel shall be afraid of their governments.
Mesele şudur ki çenemde iki gün önce ufaktan altyapı çalışmasına girip, sivilce tarafından sınıra yığınak yapılmaya başlandı. Bugün sabah artık saldırıya hazır hale geldiğini hisseden sivilce, davullarla çenemi inletmeye başladı. Ben de bu arada onların bu meydan okumasını karşılıksız bırakmayarak, sürekli hakkında konuşarak ve ufaktan kaşıyarak saldırıya mecbur bırakmaya çalışıyordum ki, işi onların tek saldırısıyla halledelim. Tam da bu anda farkettimki, bu aslında tek bir sivilce değildi, mevcut hükümeti devirmek üzere ayaklanmış binlerce küçük yağ azınlığının birleşmesiydi, ve vücudum üzerindeki kolonyal egemenliğime son vermek istiyorlardı. Ancak gelin görün ki sivilceler kolonisi saldırmama kararında ısrar etti ve tıpkı Braveheart'ta savaş başlarkenki William Wallace gibi;
- Hooooold! Hoooooooold!
Diye savaş alanını inlettiler...
Ama bu gövde gösterisine daha fazla dayanamayan ben neticede taarruza geçtim. İlk saldırıyı doğu ve batıdan iki işaret parmağıyla sivilceyi sıkıştırarak başladık ve çok büyük acıya rağmen kayıp verdiremedik. Ancak kuzey-güney yönünden yaptığımız ikinci saldırıda savunmanın biraz zedelendiğini farkettik ancak bizim tarafımıza verilen aşırı acı nedeniyle bu saldırımız da sonuçsuz kaldı, ama belirttiğim gibi ufak kaçaklar vermeye başladı sivilce. Oradan kaçanlar bana koşup sürekli, o sivilcenin içinde bize köpekmişiz gibi davranıyorlar, ne olur bizi kurtar diyerek geliyorlar, ben de onlara özgürlüklerini verip kutsal peçete ile tanıştırıyorum.
Ancak zaten bu savaşın başında vücuduma sadece kan, ter ve gözyaşı vaadetmiş olduğumdan çektiğimiz acıları dayanabildik.
Daha sonra zaiyatları toparlayabilmek için ve yaralıların tedavisi için gece savaşa ara verdik, ancak çok açık ve net görünüyor ki sivilce tabanın desteğini almış vaziyette. Daha alt seviyelere git gide yayılmakta ve emperyalist hedeflerini vücudum üzerindeki egemenliğime karşı kullanmaktan geri durmamakta.
Ancak ben biliyorum ki bu sivilcenin başkaldırısı uzun sürmeyecek ve sonunda;
-England prevails.
Çünkü;
- Governments should not be afraid of their people, peopel shall be afraid of their governments.
Sivilcenin Doğuşu
Evet, ben bir hata yaptım ve onu sıradan bir sivilce yerine koydum... Bu gelişimi gösterebileceğini düşünememiştim sivilcenin. Her şey başladığında gelip geçici olduğunu düşündüm onun ve fakat öyle olmadı, yığınak yapıyor şu anda sınıra, davullarla inlete inlete geliyorlar; neticede kim kazanacak bilmiyorum, içimi şimdiden bir korku kapladı... Ama neticede;
-England prevails!
-England prevails!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)