
Eylül 02, 2008
30m Pound - Ben Biliyordum #1

Arap bol bulunca...
Buyur burdan yak, arap deriz beğenmeyiz.. şu sıfata bak.. hormonlu alişan gibi.. ama kusura bakmayın para onda..
Manchester City
Eylül 01, 2008
Alexsandro

Ağustos 30, 2008
Biz Zaten UEFA İstiyorduk
Adnan Polat tam olarak tahmin edildiği gibi Fenerbahçe Stadında UEFA Finali'ni hedeflediklerini söyledi. Garip diyeceğim, diyemiyorum söz konusu Adnan Polat olunca. Ama söylemde bir gariplik var:Yani Adnan Polat diyor ki, biz Şampiyonlar Liginde oynamak istemiyorduk, hazır kupa da ayağımıza kadar gelmişken onu alalım diyorduk diyor. Aslına bakınca GS'nin, yarısı gücünde bir takıma yenilmesinin de bir başka anlamı olmasını bekleyemezdik başka bir sebep olmasa değil mi?"Şu anda UEFA'da mücadele edeceğiz. Kendimize Kadıköy'de finali oynamayı hedef gösterdik. Gelecek UEFA Kupası'nın finalinin oynanacağı yer burası olunca gönlümüzden geçmişti. Yeni hedef UEFA'da finali oynama. Ancak Saracoğlu Stadı'nda oynamak daha anlamlı olur."
Ağustos 29, 2008
Baki Forever
Baki Mercimek, benim içten içe sempati duyduğum bir topçu. Baki ne yaparsa yapsın asla yaptığını kasıtlı yaptığını düşünmüyorum. Mesela geçen sene Fenerbahçe Beşiktaş maçında Kazım'a yaptıkları, asla kasıtlı değildi bence. Çünkü Baki yaptığı hareketlerin sonuçlarını kestiremiyor. O yüzden kart görmüyor. Görmemeli.
Baki için aslında rakip takım formalarının sırtlarına isim yerine "Boşuna sallama, bacağın yetişmez buraya", şortların yanlarına "Eğer bu yazıyı okuyabiliyorsan, yeterince yaklaştın" gibi bir ibare koyup, hem sakatlanmaların önüne geçilebilir, hem de Baki boşuna ayak sallamamış olur. Hem bu formül uluslararası maçlarda da uygulanabilir, nitekim Baki her dili okur.
Velhasılı kelam bu sezon Ankaraspor'da oynayacakmış, gidip gidip izleyebilirim Baki'yi. Umarım sağda solda enseden görürüm. Çok değişik bir kafa yapısı var -hem içeriden, hem dışarıdan-...
Ağustos 28, 2008
Fenerbahçe - Partizan
Fenerbahçe dün akşamki maçta Partizan'ı 2-1 yenerek Şampiyonlar Ligi'ne katıldı. Maç sonrası yorumlarında Fenerbahçe'nin ilk yarım saat oldukça iyi oynadığı yönünde ifadeler vardı ancak Fenerbahçe'nin bu ilk yarım saat içerisinde defansif anlamda oldukça büyük sıkıntıları vardı. Bu süreç içerisinde Carlos ve Lugano eğer iyi oynamamış olsalardı gol yeme olasılığı çok yükselecekti. Çünkü Partizan'ın iki pırpır zencisi her aldıkları topta Lugano ve Yasin'le başbaşa kalıyorlardı. Yani aradaki Maldonado yetersiz kalıyordu. Daha sonra Partizan mı yoruldu, başka bir şey mi oldu bilmiyorum ama bu sıkıntı ortadan kalktı.
Maldonado bu maçta oldukça iyi oynadı. Yukarıda yetersiz kaldı dedik ama bunun nedeni Maldonado'nun yeterince iyi olmaması değil, Maldonado'nun her yere yetişemeyecek olmasıydı. Daha sonraları Alex biraz geriye geldi, Semih yaklaştı derken Maldonado iyi oynamaya başladı. Maldonado geldiğinden beri yaptığı ve benim en çok sevdiğim şey inanılmaz yüksek sayıda pas yapmasıydı. Yani ayağında hiç top tutmuyor, topu en kötü aldığı adama geri veriyor ve saha içerisinde sürekli hareketli kalıyordu. Bu özelliğinin iyi yanı baskı yerken küçük üçgenler yaratmada oldukça başarılı olmasıyken, sıkıntı bu bu üçgenlerin ileri doğru hareketi engellemesiydi. Çünkü Maldonado kurduğu üçgenlerin tabanını defans oyuncularıyla kuruyordu. Ama bu akşam Maldonado ara pasları falan attı. Topu koşturmaya devam etti, kritik noktalarda önemli atakları kesti kart almadı.. Yasin ve Lugano'nun kart/faul oranı %100'ken Maldonado aynı kritiklikteki faulleri kart almadan yaptı. Ama bu adamın tek bir sıkıntısı var, hatta bu bütün Fenerbahçe ortasahasının problemi. Boyumuz çok kısa. Hiç bir hava topunu alamıyoruz ve zıplanmasının tek nedeni rakibi rahatsız etmek. Fenerbahçe ortasahasında boy şu andaki mevcut boy ortalaması 177,4cm. Şaka gibi bir rakam. Maldonado'nun boyu bir karış daha uzun olsaydı çok daha başarılı bir maç çıkartabilirdi. Netice itibariyle Maldonado sürekli oyuna hareket getiriyor, pozisyon yaratmasa bile topu dağıtıyor ve bunun neticesinde insanlar koşmaya başlıyor ve üstelik Selçuk'tan çok daha fazla isabetli pas atıyor ve bu pasların hızları da çok iyi ayarlanmış oluyor.
Dün akşamki maçta Gökhan Gönül, golü atana kadar Semih, Kazım ve Uğur Boral oldukça kötü oynadılar. Semih hiç bir topu ayağında tutamadı. Bunun nedeni pek tabii ki sakat olması olabilir ama öyle bir durum yoksa, çok güçsüzdü. Kazım bir türlü çizgiden aşağıya inmedi sanki yemin etmiş gibi, Gökhan da belki Kazım'dan etkilenerek ne ileri çıktı ne de defans yapabildi doğru dürüst.
Şampiyonlar Ligi'ne kadar; DMC'den önce bir tane sol açığa ihtiyacı var Fenerbahçe'nin. Ortalama zekaya sahip bir topçu olsa yeter daha fazlası lazım değil. Ben isterim ki bir tane adam gibi sağ iç oyuncusu alsınlar Emre sakat olmasa ama Emre sakat..Ağustos 26, 2008
PES Takımı Chelsea


Arcade Takımı

Spor oyunları ikiye ayrılır, özellikle araba yarışı oyunları, birincisi bunlardan arcade oyunlardır (NFS gibi) çarp babam çarp istediğin kadar, arabana hiç bir şey olmaz. Virajları yaslayarak dönebilirsin her şeyi yapabilirsin. Bir de simülasyon diye tabir edilen ikinci tür vardır ki bunlarda ise olabildiğince gerçeğe yakın şeyler olur.
Galatasaray bu sene kendi kalibresinin -ekonomik anlamda- çok üzerinde transferler yaptı. Potansiyel/maliyet oranları çok güzel transferler. Bunun yanında işine yaramayacak olup da sırf ucuza kariyerli adam bulduk diye de atlamadılar adamların üzerine, hep lazım olan yerlere transferler yaptılar. Bunların ikisi de çok güzel. Ama dikkat edin fayda/maliyet değil, potansiyel maliyet dedik, ama sor bir niye dedik?
Şimdi bu takıma yeni gelen Baros hakkında da bir forward mail olarak elime geçen karşılaştırmadan öğrendiğimiz kadarıyla Baros'un kariyeri süresince mac/gol ortalaması %26, Türkiye'den "are you player" repliği eşliğinde gönderilen Kezman'ın ise bu ortalaması %61. Bu istatistikte gözden kaçırılmaması gereken bir diğer nokta da Kezman'ın profesyonel kariyerinin -bu güne kadar- Baros'tan 3 yıl daha uzun olması. Kezman'ın söz konusu istatistiği koruması haliyle daha zor. Baros çok iyi bir Euro 2004 geçirdi, ama bu zamanda bile -Liverpoolda oynadığı zamana denk gelir, yani kariyerinin zirvesi %28 gibi bir rakamla oynamış ve son oynadığı takımda -Portsmouth- %0'la oynamıştır(12 maç 0 gol) ve hiç bir zaman % 30'un üstüne çıkmamış.Pek tabi ki bu istatistikler Baros'u kötü bir oyuncu yapmaz, ama onun asla "leblebi gibi gol atan" bir forvet olmadığını ortaya koyar. Bazı gazetelerde ceza alanında direk kaleyi düşünen bir forvet olduğu söyleniyor, eğer gerçekten öyleyse ve %26 ortalamayla oynuyorsa, GS taraftarına sabır dilerim.
Netice itibariyle bence PES'te Türk takımlarından Galatasaray oldukça seçilebilir bir kadro yapısına sahipken, sakatlık durumları ve istatistikler göz önüne alındığında oldukça riskli bir takım olduğunu söylemek mümkündür.
Ağustos 19, 2008
5 Kuruş

Çok gıcık.Rocky Balboa

Ağustos 18, 2008
Batman Geri Dönmesin

Küçük(!) Hüso

Dünün raporu


Ağustos 13, 2008
Indoor Adventure
O silahını kullanıp yok olduğunda hepsine kıs kıs gülüyordun. Aynen tavanda tepetaklak ortaya çıkışında sana ulaşamayan zicardinho’ ya kıçınla güldüğün gibi..
Şafak vakti olmuştu..
kızıl gökyüzü kanlı bir sabahın habercisiydi sanki..
ama sen hala umursamıyordun süleyman.. geniş koridorda sanki baban yaptırmış gibi dolaşıyordun..
oysa ki deplasmandaydın dostum ve kan yemini etmiş Zicardinho bu küstahlığını kıvırıp sana sokmak için peşindeydi..
ve seyahatin sonu gelmişti.. istasyona girişini müjdeleyen trenin son düdüğü duyulmuştu sanki..
son hatan o kavanozun içine girmen olmuştu..
beklediği fırsatı bulan zicardinho, peşinden kavanoza girmeyi denemişti, ama seni çıkarmanın daha mantıklı olacağını düşünürek bir kaç aparkat vari hareketle amacına ulaşmıştı..

ayakkabı kutusunun geniş düzlüğündeydin artık.. kaçabilecek bir ara, saklanabilecek bir delik yoktu.. son maceran bitmişti süleyman..
küstahlık mı? O ilk hamlede senin kaba etinden fırt diye çıkıp kaçmış, senin kopmuş kuyruğunu ağzında sallayan zicardinho’ da vücut bulmuştu..
süleyman, yoda da olsan, ratatuy da olsan farketmezdi..
zicardinho burada yabancıları sevmez..
Ağustos 08, 2008
Dağların Yeşillerinden Gelen Bir Elma

Kâh akdenizin makilerinden bir portakal, kâh anadolunun bozkırlarından bir tutam sarı buğday... Evet... Şimdi Tayfun var blogumuzda... Evet Tayfun, nasıl bu kadar sakin konuşabiliyorsun?
TT nasıl oluyor da bu kadar sakin konuşabiliyor. Hep aynı tonda konuşuyor, sürekli duruyor. Bu akşam izlerken şunu farkettik ki adamın konuştuğu insan da bu adamla aynı hızla konuşmaya başlıyor ister istemez.. Adamın sukûneti karşısındakini uyuşturuyor..
Ağustos 07, 2008
Alır Verir Döner Vurur Atar

Semih Şentürk başlıkta yazan her şeyi yapabilen bir adam haline geldi. Gerçekten, alıyor, veriyor, atıyor, attırıyor, basıyor, dönüyor, vuruyor, atıyor, atıyor ve bir daha atıyor. MTK maçında 4. golü atmadan önce artık birisi tutsun ama şu adamı dediğimi hatırlıyorum, nitekim kendisi ceza alanı dışında topu alıp, dağıtıp, boşa kaçıp gol attı. Oeghk! dedim ben de. MTK ne kadar kötü olsa da neticesinde profesyonel futbolculardan oluşuyor, bir adam bu kadar mı marke edilemez olur? Bunda pek tabii ki Semih'in payı çok büyük, çok geziyor, yalancı koşular yapıyor falan filan, Semih yaz yaz bitmez ondan bırakıyoruz burada.
Guiza geldi, defansın arkasına güzel koşular yapıyor, ofsayta düşmüyor, ittiriyor kaktırıyor. Kaçırdıklarından bir tanesinde önce defansa fake atarak koşu yaptı -ki takdire şayan bir hareketti-, kumaşının iyi olduğunu gösterdi. Ama biz çubuklunun altında nice iyi kumaşlar gördük bir elbise olamayan. Kezman gibi saman alevi gibi parlayıp söneceğine, Deivid gibi açılsın ya da direk Gökhan gibi geldiği andan itibaren iyi oynamaya başlasın. Umarım daha önce söylediğim şekliyle bir Toni olur da bir Zafer Biryol, Sinan Kaloğlu olmaz. Nedense benim aklımda ikincilerden olacağına dair bir düşünce var. Şom ağızlılığım üstümde yine ama merak etmeyin ben ne dersem futbolda tersi olur.
Dün akşamki maç gerçekten 4. dakikada uzatmalara girdi. O noktadan sonra ne bizimkiler ne de MTK'lılar oynamak istedi. Kazım çok şık hareketler yapıyor gerçekten, adamın hedefi asla kafasına vurayım öldüreyim değil; önce sol dize sıkıyor bir tane sonra sağ dize, sonra sağ dirsek sonra sol dirsek derken işkence ede ede öldürüyor rakibini. Rakibi küçümsediğinden sanırım böyle oynuyor, istediği zaman daha verimli olabileceği ayan beyan ortada.
X'in tam bir Y olmaması
Bu denklemi spor basınımıza Sergen Yalçın kazandırdı. Dün akşam Sergen'in;
"Emre aslında tam bir defansif ortasaha değil. Emre bir Aurelio değil. "dediğini duydum ve işte bu da bir fenomen olmaya aday dedim. Tıpkı "X takımı" gibi ya da "X bitmiş" veya "X adam değil" gibi söylemlerin arasında yerini aldı benim için.
"Semih aslında tam bir santrafor değil. Semih bir Hakan Şükür değil. "
Ağustos 05, 2008
Geriden Gelen Müzik
Neyse ben tercümeye döneyim...
Sanitary installations, sanitary wares.
Water sanitizing appliances,
water softener, ....
Ağustos 01, 2008
Federer Bitmiş
Dimi Hıncal?
İşin ilk günü
Vermesini bilmeyenden, almasını biliriz. R.Hood.
Temmuz 29, 2008
Atv
X Bitmiş...

Hıncal Uluç'un tarzı bu yani, kim bişeyler yapsa, onun etrafındakilerin bitmişliğinden bahsediyor. Yani bu adam Federer tenisçi falan değil bana hikaye anlatmayın ayarında demeçler veriyor. Bizim zamanımızda atletizm böyle değildi, beni hiç heyecanlandırmıyorlar artık diyor. Ama rekorların an be an geliştiğinden bahsetmiyor, sadece eskilerin daha iyi olduğunu söylüyor ve bunu hiç bir veriye dayandırmıyor. Öyle sallıyor yani. şaka gibi bir insan. Bir kaç incisi aşağıda, hepsi sanırım bugün çıktı, yani bir günde bu kadar tarife yumurtlayabiliyor. Vallahi bravo.. Çünkü benim duyduğum ortalama bir tavuk yılda 217 kez yumurtlarmış, ne kadar doğru bilmiyorum...

"Aurelio ahım şahım bir yetenek değil. Büyük futbolcu değil. Büyük futbolcu
olsa Brezilya Milli Takımı'nda oynardı. Bize bu kadar kolay bırakmazlardı.
Tarihin en dökülen Brezilya'sında bile oynayamayan bir oyuncuyu biz başımıza taç
ettik."
"Türkiye'de spor muhabirliği bitmiş."
"Fenerbahçe, Aurelio'nun yerine koyacak bir görev adamı bulamıyorsa
bitmiştir. Türk futbolu da bitmiş, Fener de bitmiş."
Temmuz 26, 2008
Dark Knight Boğuldu

İlk önce Armada sinemalarına buradan sevgilerimi sunuyorum. Yani nasıl olur da Temmuz ortasında bir sinema salonunun kliması çalışmaz? Hadi olur ya tut ki arıza yaptı falan, ulan bu kadar mı ucuzcusunuz ki sinemada klimalarımız çalışmıyor, biletlerinizi alıyorsunuz ama ona göre alın demiyorsunuz. Sen söyle biz de gireceksek de ona göre girelim değil mi? Film başladı, salonda boğulmak üzereyiz, zaten film kapalı gişe oynuyor resmen, görevliden klimayı açmalarını rica ettik, aldığımız cevap klimaları açtık ama ancak 15 dakikada etkisini gösteriyor.
Ulan denyo! Salak! Bu film sabahtan beri ilk defa mı gösteriliyor da bu salon bu kadar havasız? İçerisi olmuş 47 derece hala nefes almaya çalışıyoruz, oksijen yok.. Daha bir de etkisini gösterecek diyorsun. Biz de en başta beynimize oksijen gitmemesi dolayısıyla olsa gerek düşünemedik bunları söylemeyi, inandık saf gibi... Neyse film boyunca arada ufak ufak esintiler geldi ama bu ne içerideki oksijensizliği giderdi, ne de içerideki havayı 38'e indirdi.. Adam başı 3'er kilo net su bıraktık sinema salonunda. Bir daha da gidersem iki olsun, ulan hizmet kalitesi bu kadar mı düşer bir sinemada 6 ay içinde...
Filme gelince.. Gerçi biz film boyunca gelemedik filme ama.. Neyse...
----Ara ara spoiler----

Harbi harbi Heath Ledger çok iyi oynamış, o dudağını yalama hareketi, saçlarla oynaması.. Ama en muhteşem yanı kesinlikle yürüyüşü olmuştu.. Hemşire kıyafeti içinde inanılmazdı.. Hemşire kıyafeti üzerindeki Dent sticker'ına dikkat, çok hoştu.. Two face'in yaratılması çok güzel olmuş, para muhabbetini çok takdir ettim, birbirine çok güzel bağlanana şeyler vardı.. Felsefi temel de bulmuşlar, bir tanesi anarşi der bir tanesi şans der.. İnsanların özünde iyilik falan.. Güzeldi o açıdan.. Daha güzel bir Batman kızı olsa daha iyi olurdu, tatmin etmedi beni, kız çok Emrah bakışlı. I-ıh... Olmamış. Christian Bale'ı sevmediğime karar verdim, ama tam bir Batman..
Ama...Yani bu kadar imdb'de tavana vurmalar, vay ben bundan daha iyi film görmedim, bu ne böyle, vay ben izledim hayatım değişti filmi değildi.. Aksiyon falan tam kıvamındaydı ama niyeyse bana sanki sonunu getirmede bir sıkıntı varmış gibi geldi, sanki son yarım saati fazladan olmuş gibi.. Belki de sinemanın etkisi bende bu hissiyatı yarattı, aşırı sıcak ve aşırı hızlı kilo kaybı filmin bitmesi gerektiği hissiyatı yaratmış olabilir. Ya da bir yandan da aşırı bir beklenti içinde gitmem de beni hayal kırıklığına uğratmış olabilir, ya da...
----Bundan sonra spoiler yok*----
*çünkü yazı bitti.:)
Sivilce - Geldikleri Gibi Giderler
Ben onları uyarmıştım...
Temmuz 22, 2008
Makelele
Tam Chelsea için çılgın PES takımı oldu dedik, Makelele'yi verdiler. Hoş bir haftaya yakındır konuşulan bir meseleydi ama artık Scolari onun yerine Essien falan oynatır, sanki adam mı bitti Chelsea'de. Makelele'de memleket yolu tutan senior'lar kervanına katıldı, PSG de bunların toptancısı. Önce Giuly şimdi Makelele, yine düşmemeye oynamazlar umarım çünkü ben üzülüyorum böyle takımlar düşme potasına yakın olunca.. Geçen sene hem Valencia hem PSG üzdü beni, önümüzdeki seneye bakıyoruz artık..
Sivilcenin Nefreti
Mesele şudur ki çenemde iki gün önce ufaktan altyapı çalışmasına girip, sivilce tarafından sınıra yığınak yapılmaya başlandı. Bugün sabah artık saldırıya hazır hale geldiğini hisseden sivilce, davullarla çenemi inletmeye başladı. Ben de bu arada onların bu meydan okumasını karşılıksız bırakmayarak, sürekli hakkında konuşarak ve ufaktan kaşıyarak saldırıya mecbur bırakmaya çalışıyordum ki, işi onların tek saldırısıyla halledelim. Tam da bu anda farkettimki, bu aslında tek bir sivilce değildi, mevcut hükümeti devirmek üzere ayaklanmış binlerce küçük yağ azınlığının birleşmesiydi, ve vücudum üzerindeki kolonyal egemenliğime son vermek istiyorlardı. Ancak gelin görün ki sivilceler kolonisi saldırmama kararında ısrar etti ve tıpkı Braveheart'ta savaş başlarkenki William Wallace gibi;
- Hooooold! Hoooooooold!
Diye savaş alanını inlettiler...
Ama bu gövde gösterisine daha fazla dayanamayan ben neticede taarruza geçtim. İlk saldırıyı doğu ve batıdan iki işaret parmağıyla sivilceyi sıkıştırarak başladık ve çok büyük acıya rağmen kayıp verdiremedik. Ancak kuzey-güney yönünden yaptığımız ikinci saldırıda savunmanın biraz zedelendiğini farkettik ancak bizim tarafımıza verilen aşırı acı nedeniyle bu saldırımız da sonuçsuz kaldı, ama belirttiğim gibi ufak kaçaklar vermeye başladı sivilce. Oradan kaçanlar bana koşup sürekli, o sivilcenin içinde bize köpekmişiz gibi davranıyorlar, ne olur bizi kurtar diyerek geliyorlar, ben de onlara özgürlüklerini verip kutsal peçete ile tanıştırıyorum.
Ancak zaten bu savaşın başında vücuduma sadece kan, ter ve gözyaşı vaadetmiş olduğumdan çektiğimiz acıları dayanabildik.
Daha sonra zaiyatları toparlayabilmek için ve yaralıların tedavisi için gece savaşa ara verdik, ancak çok açık ve net görünüyor ki sivilce tabanın desteğini almış vaziyette. Daha alt seviyelere git gide yayılmakta ve emperyalist hedeflerini vücudum üzerindeki egemenliğime karşı kullanmaktan geri durmamakta.
Ancak ben biliyorum ki bu sivilcenin başkaldırısı uzun sürmeyecek ve sonunda;
-England prevails.
Çünkü;
- Governments should not be afraid of their people, peopel shall be afraid of their governments.
Sivilcenin Doğuşu
-England prevails!
Temmuz 21, 2008
Tam PES Takımı Oldu...
Petr Cech, Carlo Cudicini, Henrique Hilario
D
Branislav Ivanovic, Ashley Cole, Ricardo Carvalho, Wayne Bridge, Paulo Ferreira, Tal Ben Haim, John Terry, Alex, Juliano Belletti, Jose Bosingwa
M
Claude Makelele, Frank Lampard, Joe Cole, John Mikel Obi, Michael Ballack, Florent Malouda, Shaun-Wright Philips, Deco, Michael Essien
F
Andriy Shevchenko, Didier Drogba, Nicolas Anelka, Salomon Kalou, Claudio Pizarro
---------------Cech---------------------------Makelele--------------
------Lampard, Ballack, Deco------
--------Drogba Shevchenko--------
Temmuz 20, 2008
Hürriyet Ankara
- Hürriyet gazetesi her gün Ankara'da Hürriyet Ankara adıyla bir ek yayınlamakta.
- Melih Gökçek, ODTÜ'de kaçak yapı var gerekçesiyle ODTÜ'yü yıkacağını beyan ediyor.
- ODTÜ'lüler facebook üzerinden kurdukları "ODTÜ'yü yıkmak Güven-Özveri-Tecrübe İster Platformu" ile örgütlenmekteler.
- Hürriyet Ankara da bu platformun adının ne olduğu hakkında bir an düşünmede
n bunu gazeteye taşımış.
Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek'in ODTÜ'deki 45 binanın kaçak oldukları gerekçesiyle yıkılabileceğini açıklaması üzerine öğrenciler de isyan etti. "ODTÜ'yü Yıkmak 'Güven-Özveri-Tecrübe' İster Platformu" ismiyle örgütlenen ODTÜ'lüler eylem kararı aldı.
Sanırım ne dediklerini gazeteyi baskıya verdikten sonra keşfetmiş olacaklar ki, internette platformun ismine, özellikle tırnak içerisinde ayrılmış olarak GÖT ibaresini kullanmamayı yeğlemişler.
Bu arada platformun facebook profilindeki resim çok hoş olmuş, çok yalın basit ve istediği mesajı veren nitelikte.
Spor yazarı
Temmuz 19, 2008
Adaletin Bu mu Dünya?
Mamma Mia!

Dün gece her şey OH ile akşamın onunda sinemaya gitme kararıyla başladı.. OH'lara gidip araba aldık, matineye baktık ve en uygununun 24.00daki mamma mia olduğuna karar verdik.. Bilet almaya çıktığımızda hayatımda daha hiç sıra beklememiş olduğum sinemada 23.00da sıra bekledim ki bu bana çok ilginç geldi.. Önümüzdeki insanlar yer seçerken bir baktık salon dolu, oeghk! dedik daha neler, ve herkesin Jules Verne'in Dünya'nın Merkezine Yolculuğu'na gittiğini gördük, bize sıra geldiğinde bizim gideceğimiz mamma mia'ya kimsenin gitmediğini gördük, biletimizi aldık..
Bir saat dolandıktan sonra geri geldiğimizde salonun açılmasını beklerken kendimizi çok garip hissettik sanki toplumdan dışlanmışız gibi.. Herkes aynı filme gitmeye çalışıyordu.. Bir ara acaba gidip biletleri mi değiştirsek diye karaktersizce bir düşünceye kapıldık, koyun psikolojisi.. Sonra metanetimizi muhafaza ettik ve girdik salona..

Mamma mia müzikal falan ama oldukça eğlenceli ve hareketli.. Her şarkı söylenmeye başlandığında arkadan kameraya doğru yürüyen bir dansçı grubu çıkıyor.. Hiç çıkmadılarsa 15 defa çıktılar ve o çıkışlarına manyak gibi sürekli güldük..
Meryl Streep ve Pierce Brosnan eğer filmde şarkıları kendileri söylüyorlarsa çok bozulacağım, o ne ses arkadaş.. İnsanlar oynuyor, dans ediyor, şarkı söylüyor her şeyi yapıyorlar, mal oldum..
İzlenesi film, değişik ve güzel..
Aferin..
İstisnanın İstisnası
Türk spor basınında her hafta "Lejyonerlerimiz bu hafta bilmem ne liginde bilmem naaptı" haberi çıkarırlar.. Genel olarak bakıldığında spor basını her yerde spor basını, bilmiyorum acaba Brezilyalılar da bizim yaptığımız gibi lejyonerlerimiz bilmem ne yaptı muhabbetine giriyorlar mı ama (-ki giremezler yılda yüz bin milyon tane sporcu ihraç eden bir memlekette hangi birini yazıcaksın ama ben işin teorik tartışmasına gireceğim şimdi) giriyorlarsa eğer; Cuma hem bizim lejyonerimiz hem Brezilya lejyoneri.. Aslında önce onların lejyoneri sonra bizim lejyonerimiz yani neticede lejyonerin lejyonerinden yola çıktığın zaman şu anda Brezilyada oynuyormuş gibi bir kanı çıkıyor ortaya..*sabah sabah amma saçmaladım:D
Temmuz 14, 2008
Şıklık Yarışı
Temmuz 13, 2008
Burun karıştırmak
-Burnunu karıştırır mısın?
-Herkes karıştırır..

Aslına bakılırsa Kraliçe bile karıştırdıktan sonra herkes burnunu karıştırır cevabı çok da abes gelmiyor insana. Ancak kimsenin, "Evet, karıştırırım" dememesi çok garip bir hadise. Kimse sorumluluğu üstlenmiyor.
Bunu bir deneyin, göreceksiniz ki insanların %87'si aynı cevabı verecek.
Temmuz 08, 2008
Fenerbahce.org
Bugün tarihli Pas Fotomaç gazetesi Yılmaz Şenol imzası ile manşetten verdiği haberinde kulübümüzün Eto'o ile sözleşme imzalayacağını öne sürüyor. Sadece 27 milyon euro bonservis bedelinin söz konusu olduğu haberde bahsedilen bu oyuncuya ödenecek tüm masraflar alt alta yazıldığında bu transfer haberinin yalan ve mantık dışı olduğu açıkça görülmektedir. Ancak sırf haberlerini doğrulamak adına Fotomaç Gazetesi tüm masrafları karşılamayı kabul ederek bu oyuncuyu kulübümüze transfer ederlerse bunu kabul edebiliriz.Adamlar iyice işi dalgaya aldılar. Tamam Başkan, çıktın bir tane açıklama yaptın, o kadar parayı neremizden vericez dedin.. Ama resmi basın organından bu kadar geyik bir basın açıklaması bana garip geliyor. Ya kalk adam gibi ilgilenmiyoruz de, ya da bırak yazsınlar. Sanki kendini almak zorunda mı hissediyorsun adamlar öyle yazdı diye.
Saygılarımızla
FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ
Guiza Fener'de
Guiza hakkında sürekli İspanya'nın gol kralı olduğundan dem vuruluyor. Böyle bakıldığında ya geç keşfedilen büyük topçu olup -Luca Toni- Fener'i sırtlayacak ya da bir yıl patlayan bir Zafer Biryol olacak. İstatistiklerde her sene çılgınlar gibi gol atan bir forvet gibi görünmüyor. Yani çılgınlar gibi gol atmaktan kastım istatistiksel olarak bakıldığında Kezman'ın daha iyi bir geçmişi vardı geldiğinde öyle diyeyim. Tabi karşılaştırmak ne kadar doğru olur bilinmez, neticede orası Hollanda Ligi'ydi.Guiza'yı Euro 2008 haricinde hiç izlemedim aslına bakılırsa, ama Euro 2008de, şut çeken, pas veren, kafa topu alan, güçlü bir oyuncu gibi görünüyordu, aynı Zafer Biryol:D..
İyi topçudur büyük ihtimalle ama ben daha dev gibi bir adam istiyordum bizim takıma, yani bir John Carew yakışırdı, 3 tane Premier lig defansını sırtına alabilecek kapasitede bir adam istiyordum ki Kazım kaldırsın, Alex kaldırsın, o vursun. Ama bununla yetinmek durumundayız. Verilen paraya göre durumu yetinmek olarak nitelemek pek yerinde olmayacak ama neyse artık öyle diyelim biz.
Kimi bazı internet sitelerinde Guiza'nın Fernando Torres "El nino" ayarında olmadığı söyleniyor ki, bu yoruma ben ancak "hadi canım sen de? vallahi inanmam!" demek istiyorum.













