
Defansa gelince. Gökhan Gönül ("GG"), Önder, Lugano, R.Carlos("RC") oynayacak gibi bir söylenti var. İlk olarak ben defansın göbeğinde Yasin'in yerine veya CanArat'ın yerine her türlü Önder Turacı'yı tercih ederim. Bir defa en azından onlardan çok daha tecrübeli, ve patlama ihtimali daha az. Bence geçen sene Zico'nun Yasin'i Lugano'nun yedeği olarak görmesi oldukça yerindeydi. Yasin de Lugano tarzında tek hamleli ağır bir oyuncu. Önder ise biraz daha çabuk, hava toplarında da başarısız olduğunu söylemek pek mümkün değil. Lugano ise bildiğimiz Lugano, dinlenmiş, konsantre, tam performans gösterecek bir havada, garip gurip kart görmezse tabi... GG'nin performans düşüklüğü gözlerden kaçmıyor. Önder'in bu maçta -eğer tercih edilirse- GG'ye yakın oynaması oldukça mantıklı geliyor bana. Hem bek oynamış olması, hem de GG'nin çok sık ileri çıkıyor olması ve oranın kapatılması ihtiyacı dolayısıyla. RC'nin ileri çıkışlarında onun yerini kim doldurur bilemiyorum. O görev de sanırım Maldonado'ya patlayacak..
aksine oldukça beğenmiştim. "Anticipation"ı oldukça yüksek ilk olarak, sürekli takım arkadaşları nerede onu takip ediyor. İkinci olarak savunmadaki boşlukları direk doldurmaya yöneliyor. Bence bu maçta en çok sol bek'i kapatmak zorunda kalacak. Bunun nedeni, RC'nin fiziksel olarak artık gidip gelmeyi kaldıramıyor olması, hem de Uğur Boral'ın ("UB")mental açıdan bu seviyede futbol oynamaya uygun olmamasıdır bence. UB çok nadiren saha içerisinde vermesi gereken doğru kararı veriyor. Ben tam olarak bu nedenle Vederson'u UB'ye tercih ederim diyorum sürekli. Ama an itibariyle Vederson'un oynama ihtimali olmaması dolayısıyla bu oyuncuyu değerlendirmeyi daha sonraya bırakacağım. Sağ açıkta da -yine sakatlık dolayısıyla- alternatifsiz bir Kazım("CC") söz konusu. Burak bence gitsin karı kız peşinde takılsın, ondan başka bir şey olmaz.. CC bence Şampiyonlar Ligi'nde her zaman oynayabilecek bir oyuncu. Bunun nedeni bir defa inanılmaz yüksek seviyedeki fiziksel gücü. Teknik kapasitesi de yüksek.. Tercihlerinde onun da UB gibi hataları oluyor ama bunların ne olacağını önceden tahmin edebiliyoruz UB'nin aksine. CC Şampiyonlar Ligi, Avrupa Şampiyonası gibi önemli maçların oynandığı organizasyonlarda daha bir konsantre oluyor ve ciddi oynuyor. CC'nin yakın zamandaki öenmli zaaflarından bir tanesi rakibini küçük görmesiyken bu seviyede bunun olmaması dolayısıyla bu konuda sıkıntı çıkmıyor. Emre ya da Josico'nun oynaması oyunu oldukça değiştirecek bir tercih olur bence. Josico oynarsa geriye daha çok yaslanan, Emre oynarsa daha dikine oynayan bir takım söz konusu olur. Ama ben, ne olursa olsun, UB'nin çıkıp yerine Emre'nin oynaması taraftarı değilim. Söz konusu durum kanat işlerliğini azaltacak ve ne olursa olsun Porto'nun hem ofansif hem de defansif gücünü arttıracak bir hareket olacaktır. Bence bu maçta kanat bindirmeleri çok önemli olacak. Alex her zaman Alex. Ertem Şener desin Jeneratör, ben diyeyim Lokomotif. Alıyor götürüyor, takımı bambaşka bir seviyede oynatıyor. Diyecek çok bir şey yok Alex hakkında..
Ben bu maçta Fener'in atacağı gollerde en önemli silahın Guiza olacağını düşünüyorum. Bu maçta ligde kaçırdığı gibi gol kaçırmayacağını düşünüyorum. Porto defansı hakkında çok bir bilgim yok, izlemişliğim yok ama okuduklarım savunmanın göbeğinin kuvvetli, sert oyunculardan değil de oyun kuran, oyuna katılan oyunculardan kurulu olduğu yönünde. İlk olarak Guiza defansın arkasına güzel sarkıyor. İkinci olarak fizik olarak kuvvetli. Üçüncü olarak Şampiyonlar Ligi'nde top oynanan mesafenin daralması söz konusu ki, bu orta sahanın ofansif organizasyonlarda forvete yakın olması anlamına gelir ki, Guiza'nın arkasına servis yapmasını kolaylaştırır. Ancak benim kafamda niyeyse CC'nin yaptığı yerden sert ortaya, ön direkte Guiza'nın ayak soktuğu bir gol canlanıyor bu maç için.
Porto'nun 433 oynuyor olması bizim beklerin oyuna çok çıkamayacağı anlamına gelir. Ama aynı zamanda kanatlarda geniş boşluklar doğacağı anlamına gelir. Çünkü kanatları kapatacağım diye Alex'i markajsız bırakamazlar. Bunu yaparlarsa göbekten çabuk delinirler, ya da Alex tek adamla marke edilir ve sıkıştırılamaz. Diğer türlü de bekler ile açıklar arasında geniş boşluk olur ki kademeli olmayan beklerde UB atar koşar, CC'de çalım atar. Bu nedenle ben ortayı kalabalık tutacak ve fakat kanatlarda savunma anlamında boşluk yaratacak -özellikle kontraataklarda- bir maç bekliyorum. Çapraz uzun topların faydalı olacağı, Guiza'nın CC'nin asistiyle, Alex'in de Guiza'nın indireceği bir topla (yay üzerinden yapacağı bir vuruşla) gol bulmasını bekliyorum. -Ulan ne spesifik salladım ama-..
Porto'da kanat adamı Rodriguez benim tek maçla olur verdiğim topçu, bunu hep yazıyorum. İçeri kat edebiliyordu izlediğim kadarıyla, ki bu eğer sağda Önder oynarsa biraz daha şans yaratacakken Lugano oynarsa sıkıntı olabilir. Çünkü Önder Lisandro Lopez'le sıkıntı yaşayabilir gibi geliyor bana iyi pozisyon alamayacak olması dolayısıyla..Ben netice itibariyle 2-2 gibi bir skor bekliyorum. Aptal salak iki gol yiyeceğimiz tahmininden yola çıkarak..
Edit: İtalik kısım..

Gerrard ve Torres çıktıktan sonra Liverpool bir tane daha yerse bu golü kim çıkaracak diye düşündüm, ama Babel ve Riera oldukça yeterliydi bunun için. Genel olarak Kuyt'a karşı bir beğenmeme hali mevcut insanlarda. Halbuki Kuyt, defans her hata yaptığında hatanın olduğu yerde ve çok güzel bir şekilde pres yapıyor bence, ve oldukça yıpratıcı bir oyun oynuyor. Eminim karşısında savunma yapan oyuncuları oldukça rahatsız ediyordur. 

Barthez Ömer inanılmaz bir maç çıkardı, bu bir gerçek. Ama Galatasaray'ın benzer bir kadroyla başka bir takıma karşı oynaması mümkün değil, çünkü orta saha namına hiç bir şey yoktu maçta.. Servet oldukça kötüydü. Ama sıradan bir form düşüklüğü olduğunu tahmin ediyorum. Ama Meira Servet ikilisi çok ağır kalıyorlar göbekte, bence farklı bir alternatif denenmeli, bir tanesinin yerine kesinlikle daha hızlı bir oyuncu gerekli.

















Maldonado bu maçta oldukça iyi oynadı. Yukarıda yetersiz kaldı dedik ama bunun nedeni Maldonado'nun yeterince iyi olmaması değil, Maldonado'nun her yere yetişemeyecek olmasıydı. Daha sonraları Alex biraz geriye geldi, Semih yaklaştı derken Maldonado iyi oynamaya başladı. Maldonado geldiğinden beri yaptığı ve benim en çok sevdiğim şey inanılmaz yüksek sayıda pas yapmasıydı. Yani ayağında hiç top tutmuyor, topu en kötü aldığı adama geri veriyor ve saha içerisinde sürekli hareketli kalıyordu. Bu özelliğinin iyi yanı baskı yerken küçük üçgenler yaratmada oldukça başarılı olmasıyken, sıkıntı bu bu üçgenlerin ileri doğru hareketi
Dün akşamki maçta Gökhan Gönül, golü atana kadar Semih, Kazım ve Uğur Boral oldukça kötü oynadılar. Semih hiç bir topu ayağında tutamadı. Bunun nedeni pek tabii ki sakat olması olabilir ama öyle bir durum yoksa, çok güçsüzdü. Kazım bir türlü çizgiden aşağıya inmedi sanki yemin etmiş gibi, Gökhan da belki Kazım'dan etkilenerek ne ileri çıktı ne de defans yapabildi doğru dürüst.
Şampiyonlar Ligi'ne kadar; DMC'den önce bir tane sol açığa ihtiyacı var Fenerbahçe'nin. Ortalama zekaya sahip bir topçu olsa yeter daha fazlası lazım değil. Ben isterim ki bir tane adam gibi sağ iç oyuncusu alsınlar Emre sakat olmasa ama Emre sakat..


Şimdi bu takıma yeni gelen Baros hakkında da bir forward mail olarak elime geçen karşılaştırmadan öğrendiğimiz kadarıyla Baros'un kariyeri süresince mac/gol ortalaması %26, Türkiye'den "are you player" repliği eşliğinde gönderilen Kezman'ın ise bu ortalaması %61. Bu istatistikte gözden kaçırılmaması gereken bir diğer nokta da Kezman'ın profesyonel kariyerinin -bu güne kadar- Baros'tan 3 yıl daha uzun olması. Kezman'ın söz konusu istatistiği koruması haliyle daha zor. Baros çok iyi bir Euro 2004 geçirdi, ama bu zamanda bile -Liverpoolda oynadığı zamana denk gelir, yani kariyerinin zirvesi %28 gibi bir rakamla oynamış ve son oynadığı takımda -Portsmouth- %0'la oynamıştır(12 maç 0 gol) ve hiç bir zaman % 30'un üstüne çıkmamış.
Çok gıcık.








