
Ekim 05, 2008
Righteous Kill

Bursaspor - Galatasaray

Bu maç için Galatasaray'ın şimdiye kadar en zor maçı olduğu söyleniyordu. Galatasaray'ın eksiklerinin bu belirlemenin yapılmasında önemli olduğu söyleniyordu, ancak geçtiğimiz haftalarda GS hakkında yazdığımız yorumlarda sıkıntının hep defansif oyuncu sayısının azlığı olduğundan dem vurduk. Galatasaray 4 tane defansif oyuncuyla oynuyordu. Defansiften kastımız burada savunma yapabilecek oyuncular. Böyle olunca da orta alanda topu defanstan ileriye taşıması istenen Ayhan'ın yanında oraları kapatacak oyuncu olmamasıydı.
Yusuf Şimşek bambaşka bir oyuncu, keşke biraz daha fiziksel olarak üstün olsaydı. İnanılmaz teknik kapasitesi var. Zaten onun hakkında hep bir asansörün içerisinde 3 kişiye top değdirmeyeceği anlatılır. Fenerbahçe'de oynadığı dönem içerisinde pas atmaması dolayısıyla çok eleştirilirken maçın ilk 70 dakikası içinde oldukça pasör bir görüntü çizdi. Bu da takımını yönetmesini sağladı. Yusuf hangi anadolu takımına giderse gitsin, büyük verim alır gittiği takım, direk neticeye etki ediyor. Bunun yanında Bursa'nın kontraatakları oldukça tehlikeli oluyor çünkü forvetleri (adriano ve sercan) direk kanatlara açılıp defansın ayçiçeği gibi açılmasını sağlıyorlar. Neredeyse bütün kontraatakları aynı şekilde kullandılar ve bundan da oldukça verim aldılar. Daha çok da atabilirlerdi, şanssızdılar oldukça.
Galatasaray'ın temel sıkıntısı çok klişe olacak ama direk takım savunması. Bunun bir çözüme kavuşturulması gerek. Yani aynı kadronun içerisinde Kewell, Arda, Baros, Lincoln, Nonda'nın beraber oynaması mümkün değil. Ayhan'ın yanına kesinlikle orta sahada savunma yapacak bir oyuncuya ihtiyaç var (Mehmet Topal, Linderoth)..
Ekim 02, 2008
Fenerbahçe - Dinamo Kiev
Eylül 30, 2008
Hellboy II: The Golden Army

Dün yine amaçsızca yaptığımız sinema yolculuklarından birinin neticesinde Hellboy'a girdik. Film'de bir aksiyon beklentiniz var, tam olarak karşılanmıyor, mizah beklentiniz var, onu da karşılamıyor, çok inanılmaz görsellik beklersiniz belki Guillermo del Toro yönetmiş diye, o da yok.
Guillermo Del Toro'nun daha önce bir tek Pan's Labyrinth'ını seyrettim. O filmde gördüğünüz karakterlerin neredeyse aynıları var bu filmde de. Ellerinden göz çıkan adam. Yani yaratıcıdır falandır filandır ama çok yeşillikli bir film olmuş, Hobbit'te falan çok başarılı olabilir belki orta dünya falan girince işin içine ama bu filme çiğ kaçmış, olmamış. New York'un ortasında Elemental'lar falan bir garip olmuş.
Netice itibariyle gidilmeye değmeyecek bir film Wall-E dururken. Ama yok ben çok büyük Hellboy hayranıyım diyorsanız gidin. Aslında illa gideceğim diyorsanız yine gidin.
Wall-E

Pixar'ın film başlangıcında zıplayan masa lambasını her gördüğümde iyi bir film geldiğinden emin oluyorum neredeyse. Her zaman son derece sempatik karakterler, her zaman çok güzel mesajlar var filmlerde.
Wall-e kesinlikle çocukların görmesi gereken, çevre bilincini çok güzel aşılayan bir film bence. Çocuklardan öte yetişkinler de izlemeli, bilinçlendirmenin yanında gerçekten çok hoş vakit geçirttiriyor film. İzleyiniz, izletiniz.
Eylül 26, 2008
UEFA Europa League

Haber Yapmak..

Eylül 25, 2008
The Killers - Human

Eylül 24, 2008
Eylül 22, 2008
En Kötü Doğum Günü
Eylül 21, 2008
Birer Cümleyle Fenerbahçe


Eylül 18, 2008
1-0'ların Takımı
Juventus yine başladı Şampiyonlar Ligi'nde 1-0lara. Umarız devamı gelmez. Yensinler ona lafım yok da arada sırada 2 tane falan da atabilirler bence yani herhalde..
Porto - Fenerbahçe

Eylül 17, 2008
Enerji Patlaması
An itibariyle içimde garip duygular var ve inanılmaz bir enerji patlaması yaşıyorum. Koşsam bir 10 km sonra falan ancak geçer sanki. Suni bir enerji patlaması olduğundan şüpheleniyorum, enflasyon gibi sanki, ikisi de patladı mı fena patlar.. Oturduğum koltukta oturamıyorum ve işin kötü yanı daha en azından 2 saat daha oturmak durumunda olmam. Çok sinir bozucu bir durum bu asabım bozuluyor.Korkak Tavuk

"Ermenistan maçına 500 küsur Türk seyirci gitmişti... Bunların 20 kadarı, Gürcistan üzerinden Ermenistan'a mal taşıyan kamyon şoförlerimizdi. Geldiler stadın kapısına, biletlerini aldılar, tam içeri girecekken, Türkçe, yani anladıkları dilden "hoşgeldiniz" diyen Ermeni gençlerinin konukseverliğiyle karşılaştılar. Sevindiler tabii... Çünkü Ermeni gençleri, sadece "hoşgeldiniz" demekle kalmıyor, üzerinde İngilizce ve Ermenice yazılar bulunan tişörtler dağıtıyordu. Bedava... Avanta tişörtleri alan kamyoncular, ekstra sevindiler... Giydiler hemen... Tam turnikelerden geçiyorlardı ki, "Bi dakka hemşerim, n'aapıyorsunuz siz" diyen Türk gazeteciler tarafından durduruldular... Ve, n'aaptıklarını o zaman öğrendiler... Çünkü, avanta diye kapıp giyiverdikleri tişörtlerin üzerinde, "Soykırımı Tanıyoruz" yazıyordu!"
Yılmaz ÖzdilHürriyet16.09.2008

Porto - Fenerbahçe

Defansa gelince. Gökhan Gönül ("GG"), Önder, Lugano, R.Carlos("RC") oynayacak gibi bir söylenti var. İlk olarak ben defansın göbeğinde Yasin'in yerine veya CanArat'ın yerine her türlü Önder Turacı'yı tercih ederim. Bir defa en azından onlardan çok daha tecrübeli, ve patlama ihtimali daha az. Bence geçen sene Zico'nun Yasin'i Lugano'nun yedeği olarak görmesi oldukça yerindeydi. Yasin de Lugano tarzında tek hamleli ağır bir oyuncu. Önder ise biraz daha çabuk, hava toplarında da başarısız olduğunu söylemek pek mümkün değil. Lugano ise bildiğimiz Lugano, dinlenmiş, konsantre, tam performans gösterecek bir havada, garip gurip kart görmezse tabi... GG'nin performans düşüklüğü gözlerden kaçmıyor. Önder'in bu maçta -eğer tercih edilirse- GG'ye yakın oynaması oldukça mantıklı geliyor bana. Hem bek oynamış olması, hem de GG'nin çok sık ileri çıkıyor olması ve oranın kapatılması ihtiyacı dolayısıyla. RC'nin ileri çıkışlarında onun yerini kim doldurur bilemiyorum. O görev de sanırım Maldonado'ya patlayacak..
aksine oldukça beğenmiştim. "Anticipation"ı oldukça yüksek ilk olarak, sürekli takım arkadaşları nerede onu takip ediyor. İkinci olarak savunmadaki boşlukları direk doldurmaya yöneliyor. Bence bu maçta en çok sol bek'i kapatmak zorunda kalacak. Bunun nedeni, RC'nin fiziksel olarak artık gidip gelmeyi kaldıramıyor olması, hem de Uğur Boral'ın ("UB")mental açıdan bu seviyede futbol oynamaya uygun olmamasıdır bence. UB çok nadiren saha içerisinde vermesi gereken doğru kararı veriyor. Ben tam olarak bu nedenle Vederson'u UB'ye tercih ederim diyorum sürekli. Ama an itibariyle Vederson'un oynama ihtimali olmaması dolayısıyla bu oyuncuyu değerlendirmeyi daha sonraya bırakacağım. Sağ açıkta da -yine sakatlık dolayısıyla- alternatifsiz bir Kazım("CC") söz konusu. Burak bence gitsin karı kız peşinde takılsın, ondan başka bir şey olmaz.. CC bence Şampiyonlar Ligi'nde her zaman oynayabilecek bir oyuncu. Bunun nedeni bir defa inanılmaz yüksek seviyedeki fiziksel gücü. Teknik kapasitesi de yüksek.. Tercihlerinde onun da UB gibi hataları oluyor ama bunların ne olacağını önceden tahmin edebiliyoruz UB'nin aksine. CC Şampiyonlar Ligi, Avrupa Şampiyonası gibi önemli maçların oynandığı organizasyonlarda daha bir konsantre oluyor ve ciddi oynuyor. CC'nin yakın zamandaki öenmli zaaflarından bir tanesi rakibini küçük görmesiyken bu seviyede bunun olmaması dolayısıyla bu konuda sıkıntı çıkmıyor. Emre ya da Josico'nun oynaması oyunu oldukça değiştirecek bir tercih olur bence. Josico oynarsa geriye daha çok yaslanan, Emre oynarsa daha dikine oynayan bir takım söz konusu olur. Ama ben, ne olursa olsun, UB'nin çıkıp yerine Emre'nin oynaması taraftarı değilim. Söz konusu durum kanat işlerliğini azaltacak ve ne olursa olsun Porto'nun hem ofansif hem de defansif gücünü arttıracak bir hareket olacaktır. Bence bu maçta kanat bindirmeleri çok önemli olacak. Alex her zaman Alex. Ertem Şener desin Jeneratör, ben diyeyim Lokomotif. Alıyor götürüyor, takımı bambaşka bir seviyede oynatıyor. Diyecek çok bir şey yok Alex hakkında..
Ben bu maçta Fener'in atacağı gollerde en önemli silahın Guiza olacağını düşünüyorum. Bu maçta ligde kaçırdığı gibi gol kaçırmayacağını düşünüyorum. Porto defansı hakkında çok bir bilgim yok, izlemişliğim yok ama okuduklarım savunmanın göbeğinin kuvvetli, sert oyunculardan değil de oyun kuran, oyuna katılan oyunculardan kurulu olduğu yönünde. İlk olarak Guiza defansın arkasına güzel sarkıyor. İkinci olarak fizik olarak kuvvetli. Üçüncü olarak Şampiyonlar Ligi'nde top oynanan mesafenin daralması söz konusu ki, bu orta sahanın ofansif organizasyonlarda forvete yakın olması anlamına gelir ki, Guiza'nın arkasına servis yapmasını kolaylaştırır. Ancak benim kafamda niyeyse CC'nin yaptığı yerden sert ortaya, ön direkte Guiza'nın ayak soktuğu bir gol canlanıyor bu maç için.
Porto'nun 433 oynuyor olması bizim beklerin oyuna çok çıkamayacağı anlamına gelir. Ama aynı zamanda kanatlarda geniş boşluklar doğacağı anlamına gelir. Çünkü kanatları kapatacağım diye Alex'i markajsız bırakamazlar. Bunu yaparlarsa göbekten çabuk delinirler, ya da Alex tek adamla marke edilir ve sıkıştırılamaz. Diğer türlü de bekler ile açıklar arasında geniş boşluk olur ki kademeli olmayan beklerde UB atar koşar, CC'de çalım atar. Bu nedenle ben ortayı kalabalık tutacak ve fakat kanatlarda savunma anlamında boşluk yaratacak -özellikle kontraataklarda- bir maç bekliyorum. Çapraz uzun topların faydalı olacağı, Guiza'nın CC'nin asistiyle, Alex'in de Guiza'nın indireceği bir topla (yay üzerinden yapacağı bir vuruşla) gol bulmasını bekliyorum. -Ulan ne spesifik salladım ama-..
Porto'da kanat adamı Rodriguez benim tek maçla olur verdiğim topçu, bunu hep yazıyorum. İçeri kat edebiliyordu izlediğim kadarıyla, ki bu eğer sağda Önder oynarsa biraz daha şans yaratacakken Lugano oynarsa sıkıntı olabilir. Çünkü Önder Lisandro Lopez'le sıkıntı yaşayabilir gibi geliyor bana iyi pozisyon alamayacak olması dolayısıyla..Ben netice itibariyle 2-2 gibi bir skor bekliyorum. Aptal salak iki gol yiyeceğimiz tahmininden yola çıkarak..
Edit: İtalik kısım..
Jeneratör Gibi Futbolcu
ırmızılar'ın büyük kaptanı dün akşam aldı döndürdü maçı. Ertem Şener'in benzetmesi inanılmazdı. "Liverpool durduğunda, Gerrard devreye giriyor, tıpkı bir jeneratör gibi" dediği an benim bittiğim andı.Maç çok hızlıydı, ilk yarım saat bir o kalede bir bu kalede. Marsilya hızlı oyuncularını sürekli kaçırmaya çalıştı defansın arasından, başarılı da oldular, Skrtel ve Carragher araya atılan toplarda etkisiz kaldılar oldukça. Ama Kaptan "adeta topun suyunu çıkararak" bir gol attı.. :D
Gerrard ve Torres çıktıktan sonra Liverpool bir tane daha yerse bu golü kim çıkaracak diye düşündüm, ama Babel ve Riera oldukça yeterliydi bunun için. Genel olarak Kuyt'a karşı bir beğenmeme hali mevcut insanlarda. Halbuki Kuyt, defans her hata yaptığında hatanın olduğu yerde ve çok güzel bir şekilde pres yapıyor bence, ve oldukça yıpratıcı bir oyun oynuyor. Eminim karşısında savunma yapan oyuncuları oldukça rahatsız ediyordur. Eylül 16, 2008
Brrrst!

Daha nazik bir başlık kullanmak isterdim ama bulduramadım. Hakemlerimiz ilk üç haftada kart rekoru kırmışlar. En rekor kıran (!) ise Fırat Aydınus olmuş. İlk üç haftada Fırat Aydınus toplam 7 kırmızı 19 sarı kart göstermiş. Yani maç başına 2.3 kırmızı kart, 6.3 sarı kart yapar. Bre hocam brsst afedersin.. Premier League'de ilk 3-4 hafta tamamlanırken (yani her türlü bizden fazla maç oynanmışken) gösterilen kart sayısı 107, bizim ligde ise 147.. Bir yerde bir yanlışlık var..
Eylül 14, 2008
Bir Garip Kadro
Hasan Şaş'ın sağ bek olduğu, Aydın, Arda, Kewell, Ümit, Nonda'nın aynı anda sahada olduğu bir kadro vardı dün akşamki maçta. Maçta orta saha mücadelesi hiç olmadı. Galatasaray bir ara kadronun ortasahasının tek defansif oyuncusu Ayhan'ı da çıkartıp yerine Lincoln'ü de aldılar ki bence çok ağır bir teknik direktör mentalitesi hatasıdır. Tamamen yığılma üzerine oynamayı ortaya koyan bir hareket bence, ve bu durumda oyuncunun da telaş yapmaması imkansız çünkü teknik direktör panik yapmış, dakika 70'te takım 7 tane forvet oynayabilecek adamdan oluşan bir kadro var. Tamamen kaotik, kontrolsüz bir oyun hedefleniyordu. Ben anlam veremedim.
Barthez Ömer inanılmaz bir maç çıkardı, bu bir gerçek. Ama Galatasaray'ın benzer bir kadroyla başka bir takıma karşı oynaması mümkün değil, çünkü orta saha namına hiç bir şey yoktu maçta.. Servet oldukça kötüydü. Ama sıradan bir form düşüklüğü olduğunu tahmin ediyorum. Ama Meira Servet ikilisi çok ağır kalıyorlar göbekte, bence farklı bir alternatif denenmeli, bir tanesinin yerine kesinlikle daha hızlı bir oyuncu gerekli.Antalyaspor sanki 3 kişilik ofans hattıyla oynuyor. Bence yabancıları oldukça iyiydi. Anadolu takımlarının fiziksel olarak güçlü teknik olarak daha zayıf olan oyuncuları tercih etmeleri bence daha mantıklı. Zitouni, Ngenwenya, Djiemdua tam bir kontra atak üçlüsü olmuş. Son vuruşları yok belki ama çok iyi atlet oldukları su götürmez. Galatasaray'ın orta sahası olmaması dolayısıyla, Antalyaspor'un hızlı 3lüsü doğrudan defansla karşı karşıya kaldı ve bu onları zor durumda bıraktı. Üçlünün teknik kapasitesi biraz daha yüksek olsa çok daha hayal kırıklığı yaratacak bir sonuç olabilirdi..




